SAYI 31

BİRİNCİ SAYFA

Rantçılar pusuda

Seçimlerin yaklaşmasıyla her seçim öncesi dönemde olduğu gibi gecekondulaşma sorunu gündeme geldi. Varolan gecekonduların sayısı düşündürücü. İstatistiklere göre, sadece Boğaziçi’nde 55 bin kişinin yaşadığı 11 bin gecekondu ile 200 bin kişinin barındığı 48 bin daire seçim öncesi dönemlerde kaçak olarak inşa edilmiş. Durum öyle vahim ki gecekonduyu barınma ihtiyacı olarak kullananların yanında kaçak yapıların bir kısmı karakol, sağlık ocağı, muhtarlık binası olarak devlet birimleri tarafından kullanıyor. Şimdi önümüzdeki bu kritik günlerde gecekonduculara karşı ne gibi önlemler alınacağı merak konusu…
Gazete BEŞİKTAŞ olarak Beşiktaş’ta ne gibi önlemler alındığını araştırdık. Beşiktaş Belediyesi ve kaymakamlık gecekondu fırsatçılarına göz açtırmayacağını açıkladı. Özellikle seçim öncesi dönemi fırsat bilen rantçılara karşı daha dikkatli olunacak. Beşiktaş Belediyesi, gerekirse mesaileri artırarak zabıtaları alarma geçirecek. Kaymakamlık bünyesinde ise özel bir ekip oluşturulacak. Ekip, seçimler bitene kadar iş başında olacak.
Beşiktaş Kaymakamı Mehmet Emin Avcı, konuyla ilgili ne gibi önlemler aldıklarını şöyle açıkladı:
“Gecekonduculara karşı ekip
oluşturuldu”
Biz hem gecekondulaşmanın önlenmesi hem de imara aykırı yapıların oluşmaması için ilçemiz belediyesinden; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden; Boğaziçi İmar Müdürlüğünden, hazineden, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden bir görevli istedik. Bir ekip oluşturacağız. İlçemizde yapılaşmaya konu olabilecek arsa ve arazilerin kaymakamlığa bildirilmesini istedik. Hazinenin, Vakıflar’ın, belediyenin, İmar Müdürlüğü’nün nerede yeri var? Buralar arsa mı arazi niteliğinde mi? İşgal edilebilir mi? Gecekondu yapılabilecek yerler neresi? Yerler belirlendikten sonra saydığım dairelerden gelen ekip, emniyet teşkilatımızdan gelen birinin başkanlığında bölgeleri dolaşacak. Gördükleri gecekonduyu, imara aykırı yapıyı bize bildirecekler. ‘Burada gecekondu yapılıyor, fırsat vermeyin’ şeklinde uyarılarda bulunacak. Biz de belediyeyi haberdar edeceğiz. Özel idarenin, hazinenin, belediyenin, vakıfların, ormanın arazisini işgal ettirmeyeceğiz. Seçimler bitinceye kadar ekibimiz görevini sürdürecek.
“Beşiktaş için
gecekondulaşma
tehlikesi yok”
Beşiktaş’ta gecekondulaşmaya açık arsa ve arazi çok az denebilir. İstanbul geneline baktığınızda Beşiktaş’ta gecekondu yok denecek kadar az. Benzer bir ekibi geçen seçimlerde de oluşturmuştuk. Ancak o zaman da herhangi bir tehlikeyle karşılaşmadık.
Beşiktaşlılara
duyarlılık çağrısı
Beşiktaşlılara da buradan sesleniyorum. Bu tür faaliyetleri ilçe ve büyükşehir belediyelerine, Boğaziçi İmar Müdürlüğü’ne ve bize bildirirlerse bu tür sorunlar için daha çabuk tedbir almış oluruz.
Beşiktaş Belediyesi Başkan Yardımcısı Celal Akgün ise konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu:
“Bizim dönemimizde bir tane bile
gecekondu yapılmadı”
Beşiktaş’ta geçmişteki gecekondu yapılaşmasının üzerine bizim dönemimizde ilave hiçbir şey yapılmadı. Ayrıca Beşiktaş’ta gecekondu yapılabilecek alanlar da kalmadı. Beşiktaş’ta sahipsiz arazi yok.
“Özellikle gecekondu rantçılarına karşı
dikkatli olmalı”
Gecekonduyu evi olmayan düşük gelirli insanların devletin arazisine yaptıkları derme çatma yapılar olarak biliriz. Ancak asıl dikkat çekilmesi gereken nokta rant için gecekondu yapılmasıdır. Rantçılar, özellikle seçim öncesi dönemde harekete geçerler. Kaçak inşaat yaparlar ya da varolan binalarının üstüne kaçak kat çıkarlar. Bunları da rant için kullanırlar. Bir araştırma yapılsın. Kaç kişi kiracı gecekonduda? İnsanlar bırakın gecekonduyu ihtiyacı için yapmayı üstüne birkaç kat çıkıp kiraya veriyorlar. İmar izni üç katlı diyelim. Gidip üstüne bir kat daha yaparsa o da bir gecekondu sayılır. Bizim dönemimizde kaçak kat, kaçak inşaat bir yana insanlar evlerini boyamak için, çatılarını, pencerelerini değiştirmek için bile belediyeden gelip tamirat ruhsatı almak zorundalar.
“Beşiktaş’ta
gecekondulaşma
çok az…”
Beşiktaş’ta gecekondu yok denecek kadar azdır. Gecekondulaşmanın yoğun olduğu Armutlu vardı. Ancak bu bölge Sarıyer’e bağlandı. Onun dışında Karanfilköy’ün İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne tapu tahsis müracaatları var. Kuruçeşme’nin üstünde eskiden kalma bazı baraka tipli gecekondular var. Beşiktaş’ta gecekondu sorununun ıslah edilebileceğine kabul ediyorum. Ancak yeni yapılanlara asla geçit verilmiyor.
“Gecekondu yapıldığını tespit edersek hemen yıkılır”
Gecekondu yapıldığını görürsek yasaya göre hemen yıkma yetkimiz var. Kaçak inşaat halinde olursa mühürleniyor. Yıkım kararı yanında, İmar Yönetmeliği’ne göre ceza kesiliyor.
İstanbul’da gecekondulaşma
Fatih Sultan Mehmet’in fethiyle birlikte İstanbul’a yönelme başladı.
15. Yüzyılın sonunda Osmanlı padişahı 2. Mehmet’in iş kapasitesini genişletmesiyle 16.yüzyılda ilk göç dalgası gelmeye başladı.
O tarihlerde İstanbul’un nüfusu 400 bine vardığında dünyanın en büyük kenti unvanını almıştı.
O tarihlerde İstanbul’a göç edenlerin, Haliç’teki tarlalara kulübe yapıp yerleştikleri sanılmaktadır. Bu kulübeler İstanbul’un ilk gecekonduları kabul edilebilir.
İlk gecekondu semtleri; Zeytinburnu, Haliç ve Kağıthane’de oluştu.
Bugün İstanbul’da 2.5 milyon civarında bina bulunuyor. Bunun 1.3-1.4 milyonu imara aykırı yani kaçak binalardır.
Türkiye’de gecekondulaşma
Türkiye’de gecekondu yapımı 1930’larda başladı. Ama asıl 2. Dünya Savaşı’ndan sonra köyden kente göçün hızlanması ile yoğunluk kazandı.
Konu hakkında ilk yasa 5218 sayılı ve 1948 yılında çıkarıldı. Aynı yıl 5228 sayılı yasa çıkarıldı.
Bilahare 1948’de 5431 sayılı yasa çıkarıldı. 1953’te 6188 sayılı yasayla da o ana kadar yapılmış bütün gecekondular yasallaştırıldı.
1966’da 775 sayılı “gecekondu” adını taşıyan ilk yasa çıkarıldı. 1980’lerdeki düzenlemeler siyasal amaçlarla bağlantılı oldu ve beklene sonucu vermedi.
Dünyada gecekondulaşma
Asya, Güney Amerika ve Afrika’da insanların iş bulmak amacıyla kırsal alanlardan kentlere göçü, kentlerin nüfusunun beklenmedik biçimde artmasına neden oldu.
Gecekondu yerleşim alanlarının en yaygın olduğu ülkeler, Hindistan, cezayir, Peru, Brezilya, Meksika, İran ve Türkiye.
Brezilya’daki Reolfe’de 1.2 milyon insanın yoksulluk içinde yaşadığı favela denen uçsuz bucaksız gecekondu mahalleleri mevcuttur.
Gecekonduların yerleştiği alanlar; Hindistan’da (Kalkuta) basti, Cezayir’de bidonville, Peru’da pueblo javeno, Brezilya’da favela, Meksika’da colonia protelaria, İran’da zurabad olarak adlandırılıyor.

Kararsızlar açık ara önde

Küskünler hareketinin bu sefer arkasına siyaset kurumlarını da alarak yeniden sahneye çıkması mevcut belirsizliği artırırken, kararsız oyları da etkiliyor. Artan siyasi belirsizlikle beraber kararsızlar da artıyor.
Bu durum seçimin hemen sonrasında “meşruiyet” tartışmalarını da beraberinde getirebilir. Çünkü oyların baraj altı partilere yönelmesi veya boş kullanılması halinde TBMM temsil kabiliyetini önemli ölçüde kaybedecek. Bu da ülkeyi ister istemez tekrar bir seçim ortamına sokacak. Konuyla ilgilenenler, kararsız oyların bu ölçüde artmasını siyasetçilerin tutarsız tavırlarına ve farksız söylemlerine bağlıyorlar.
23 Eylül günü, seçim kararının iptalini ve seçim yasalarında değişiklik isteyen 124 milletvekili TBMM Başkanlığı’na başvurdu. Böylece 3 Kasım seçimlerinin iptali konusu yeniden Türkiye’nin gündemine oturdu.
YTP Grup Başkanvekili Oğuz Aygün, SP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu ile bir grup milletvekili tarafından imzalanan başvuru TBMM Genel Evrak Müdürlüğü’ne verildi. Başvuruda YTP’den 38, SP’den 34, ANAP’tan 32, DYP’den 12 milletvekili ile 8 bağımsız milletvekilinin imzası bulunuyor.
Başvurunun ilk maddesinde 3 Kasım genel seçim kararının iptali, ikinci maddesinde seçim barajının düşürülmesi ve tercih sisteminin getirilmesi teklifi, üçüncü maddesinde de komisyonlarda bekleyen Siyasi Partiler ve Seçim Yasaları değişikliklerinin ele alınması istemleri yer alıyor. Ama bunun yanında Türkiye 3 Kasım seçimlerinden istikrar beklerken yeni bir belirsizliğe giriyor.
Başbakan Bülent Ecevit’in mayıs ayı başındaki rahatsızlığıyla başlayan ve bu arada Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş’in, “Ülkede siyasi belirsizlik olduğunu ve erken bir seçimin ekonomiyi olumsuz etkilemeyeceğini” söyleyerek başlattığı süreç, yarattığı depremlerle siyasi hayatımızı toz duman etti. Kemal Derviş’in bu sözlerinden sonra siyaset hareketlendi. Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem partilerinden istifa ettiler. Onların istifasını 60’dan fazla milletvekili izledi. DSP artık hükümetin en küçük ortağı olmuştu. Buna rağmen MHP lideri Devlet Bahçeli, koalisyon protokolüne uyacaklarını açıklayarak, Bülent Ecevit’in görevine devam etmesini istediklerini belirtti.
Öte yanda DSP’den ayrılanlar, Yeni Türkiye Partisi’ni kurarak Kemal Derviş’in partilerine katılmasını beklemeye başladılar. Ancak, partileşme sürecinde Derviş’in Cem ve Özkan’la yaptığı görüşmeler hükümetin tepkisini çekmişti. Bunun üzerine Derviş, 11 Temmuzda istifa etti, ama istifası Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den geri döndü.
Derviş’in çalışmalarını, “bir takım güçlerin siyasete el koyarak Ecevit’i ve MHP’yi hükümet dışına çıkarmak” olarak algılayan Devlet Bahçeli, 3 Kasım’da erken genel seçime gidilmesini istediklerini açıklayarak bu yolu tıkadı. Meclis hemen toplanmalı ve bir erken seçim kararı almalıydı. Olağanüstü toplanma çağrısıyla toplanan Meclis’te erken seçim kararı alınırken, uyum yasaları da kabul edildi.
Bu arada İsmail Cem, Kemal Derviş’in “ittifak çalışmaları” bahanesiyle YTP’ne katılmayı geciktirmesine tepki olarak, “İttifak hiç umurumda değil…” deyiverdi. Bu şekilde Derviş’in YTP’ne katılmasını çabuklaştırmayı amaçlıyor olabilirdi, ancak taktik ters tepti. CHP lideri Deniz Baykal fırsatı iyi kullandı. Cem’in ittifaka tavır aldığını görünce, YTP’ne taktiksel bir ittifak çağrısı yaptı. Böylece hem kamuoyu, hem Derviş tarafından “ittifak isteyen lider” rolü kazandı.
İttifak çalışmalarını sürdüren ve Bülent Ecevit’le de görüşen Kemal Derviş görüşmelerden olumlu bir sonuç alamamıştı. Başbakan Bülent Ecevit, merkez solda güç birliğinin zor bir iş olduğunu belirterek, “Benim mücadelem DSP içinde devam edecektir. Bu nedenle seçimlerde TBMM dışında da kalmaya hazırım” dedi. Kemal Derviş’i de, “Kendisine çok şaşırdım. DSP’yi böldü, şimdi ittifaktan bahsediyor” şeklinde eleştirdi. Temaslarından bir sonuç alamayacağını anlayan Kemal Derviş, daha fazla beklemenin aleyhine işlediğini görerek CHP’ye yöneldi. Deniz Baykal’la toplam 10 saat süren iki görüşme yaptıktan sonra bu partiye geçeceğini açıkladı ve CHP rozetini taktı. Bu arada DSP içinde 9’lar olarak bilinen muhalif milletvekillerinden 6’sı istifa etti. İstifa eden milletvekilleri CHP’den çağrı beklediklerini açıkladılar.
Ama Ankara’da siyaset suları bir türlü durulmuyordu. İşadamlığından siyasete adım atan Cem Uzan, Türk siyasi tarihine geçecek ilginç bir siyasi operasyonla, seçime girme hakkı olan Hasan Celal Güzel’in kurduğu Yeniden Doğuş Partisi’ni ele geçirdi. YDP’nin adı Genç Parti olarak değiştirildi.
Siyasi partilerin baraj korkusuyla ittifak çalışmaları sürerken, başkent kulislerinde seçim istemeyenlerin, Çiller’e başbakanlık vererek seçim tarihini erteleme girişimleri de konuşulmaya başlandı.Tansu Çiller seçimi ister görünüyordu ama DYP’nin de tıpkı DSP, ANAP, YTP, DTP ve SP gibi barajı geçememe tehlikesi vardı. Zira Kemal Derviş, kendi oy tabanı için de güçlü bir çekim alanıydı.
Fakat Cumhurbaşkanı’ndan da MGK sonrasında “ertelemeye” karşı olduğu açıklaması gelmişti. Devletin zirvesi olan bitenden haberdardı ve seçimi istiyordu. Seçimin ertelenmesi belirsizliği artıracak ve ekonomiye çok büyük zarar verecekti. Bunun üzerine Çiller, ANAP ve YTP’nin kendisine “seçimin ertelenmesi için Başbakanlık” teklifiyle geldiğini, ama kendisinin kabul etmediğini açıkladı. Yılmaz da bu açıklamaya karşılık olarak, “Öneriyi yapan kendisidir” dedi. Bir süre sonra seçimlerin ertelenmesini en çok isteyen partilerin ANAP ve YTP olduğu anlaşılacaktı.
ANAP lideri Mesut Yılmaz, her gün yeni bir öneri geliştirmeye başladı. Önerilerinin hepsi de seçimlerin ertelenmesine yönelikti. Daha sonra bu isteğini açıkça dile getirdi. Seçimlerin 15 Aralık’a ertelenmesini istedi. Gerekçesi 12 Aralık’ta yapılacak AB zirvesiydi. Bu öneriye başta Ecevit ve Sezer olmak üzere herkes çok şaşırdı. Çünkü Kopenhag zirvesinin 12 Aralıkta yapılacağı çok önceden biliniyordu.
İttifak çalışmaları bütün hızıyla sürerken Yüksek Seçim Kurulu AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan ile Konya bağımsız milletvekili adayı Necmettin Erbakan’ın adaylıklarını Anayasa’nın 76. maddesine dayanarak reddetti. AKP buna rağmen seçimlerin ertelenmesini istemediklerini açıkladı. Ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurarak bu kararın bozulmasını ve mahkemenin “ihtiyati tedbir” kararı almasını da istedi. Mahkeme bu istemi reddedince AK Parti büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.
Bütün bu gelişmeler küskünler hareketine yeniden ivme kazandırıyordu. Nitekim 23 Eylül günü SP Başkanvekili Mehmet Bekaroğlu ve YTP Grup Başkanvekili Oğuz Aygün bir grup milletvekili ile birlikte TBMM Başkanlığına başvurarak Meclis’in olağanüstü toplanmasını istediler. Gerekçeleri; barajın düşürülmesi, seçim kanununun değiştirilmesi, siyasi yasakların kaldırılması idi. Ama asıl amacın erken seçimin iptal edilmesi olduğunu herkes biliyordu. Milletvekilleri, yaz ortasında olağanüstü toplanarak aldıkları erken seçim kararını bu kez iptal ettirmek istiyordu.
Erken seçimi iptal etme girişimleri artık kurumsallaşmış bulunuyor. Saadet Partisi bu girişimlerde başı çektiğini, ANAP ve YTP de hareketi desteklediklerini resmen açıkladılar. Bunlara liste dışında kalan 400 milletvekilinin küskünlüğü de eklendiğinde, seçimin Ekim ayı içerisinde iptal edilme olasılığının yüksek olduğu görülüyor. Bütün bu yaşananlar, kararsız seçmenin neden hala açık ara önde olduğunu da açıklıyor.

İstanbul’a demir ağ

Metro ve tramvay hatlarının gördüğü büyük ilgi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni de hareketlendirdi. Belediye şimdiye kadar kaplumbağa hızıyla sürdürülen raylı sistem çalışmalarını hızlandırdı. Vatandaşın memnuniyetinin sandıkta oya dönüşeceğini çok iyi bilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna 10 yeni hattaki çalışmaların yerel seçimlerin de yapılacağı 2004 yılına yetiştirilmesini istedi.
Ulaşım Daire Başkanı Rafet Bozdoğan, 60 kilometre uzunluğunda ve saatte 250 bin kişiyi taşıyacak olan 4 hattın Anadolu Yakası’nda, 6 hattın ise Avrupa Yakası’nda hizmete sokulacağını bildirdi.
Raylı sistem çalışmalarında 2003’ü atılım yılı olarak ilan ettiklerini söyleyen Bozdoğan, hatların 2004’te bitirileceğini söyledi.
Rafet Bozdoğan, Anadolu Yakası’ndaki Harem-Kartal ve Kadıköy-Bostancı ile Altıyol’da nostaljik tramvay hatlarına da en kısa sürede ilk kazmanın vurulacağını anlattı. Bu hatların da 2 yıl içinde hizmete açılacağını duyuran Rafet Bozdoğan, “Hatları, 2004 yılına kadar kısmen de olsa faaliyete geçireceğiz” diye konuştu. Bozdoğan, “İki yıl içinde hayata geçirilecek olan bütün hatlar ile birlikte mevcut olan sistemler de revize edilecek” dedi.
Bozdoğan, 40 kilometreden 100 kilometreye çıkarılacak olan hatları şöyle sıraladı:
1. Vezneciler-Sultançiftliği Tramvayı
2. Kadıköy-Fenerbahçe Nostaljik Tramvayı
3. Yenibosna-Havaalanı
4. Zeytinburnu-Bakırköy-Bağcılar Tramvayı
5. İncirli-Bakırköy Havaray
6. Aksaray-Yenikapı
7. Taksim-Yenikapı
Metrosu
8. Harem-Kartal Hafif
Metrosu
9. Kadıköy-Bostancı
10. Harem-Kadıköy

İKİNCİ SAYFA

Böyle propaganda olmaz

Partiler artık internet siteleri aracılığı ile yüzbinlere ulaşıyor. Söyledikleri bire bir halka yansıyor. Artık “medya sözlerimizi çarpıttı” bahanesi ortadan kalktı. Birçok parti internette sayfa açtı. Zaman zaman bende bakıyorum. Bazılarınınki iyi bazılarınınki ise çok kötü. Dizaynı bir kenara içerikte hoş değil. Yazılar hiç okunmuyor mu merak ediyorum. Yahut onay veren merci kim? Propaganda yapacağım diye her yazılan mübah mı? Vatandaşı ne derece tanıyorsunuz? Bir siyasi partinin hitabı nasıl olmalı? Öğrenemedik gitti.
Neden bunları söylüyorum. Özetleyeyim. Ben bu güne kadar taraf olmamak için hiç bir siyasi parti aleyhine tek taraflı yazı yazmadım, ama DYP’nin internet sitesindeki bir fıkra oldukça can sıkıcı geldi bana… Sözüm ona propaganda yapılıyor, olaylar hicvedilmiş…
Fıkra şöyle; adam yolculuktan dönmüş, yatakta karısını başka bir erkekle görmüş, tam bağıracak karısı “sus, ev kirasını, elektrik, doğalgaz, telefon, faturalarını bu adam ödüyor” demiş. Adamda, yabancının üstünü örterek “üşütüp hasta etmeyelim adamcağızı” demiş. Sizce komik mi? Bence iğrenç. İşimiz gücümüz belden aşağı espriler. Vatandaşa yakıştırılan benzetmeye bak. Akılları sıra gönderme yapacaklar. Bence hiçbir Türk vatandaşı bu yaklaşımı kabul etmez. Sandıkta da bunun cevabını verir.

Bu fotoğraf gözlerimin önünden gitmiyor

Şu trafik kazaları neden önlenemiyor anlayan varsa bana da anlatsın.
Akla hayale gelmeyen kazalar hep bizim ülkemizde oluyor.
Sevgilisine kızan gaza basıyor, kafayı çeken direksiyon başına geçiyor. Kural, kanun hak getire… Anlayacağınız Allaha emanetiz. Daha geçen gün üç minik çocuğu paramparça yaptı, insan kılığına girmiş zebani.. Sonra da kalkmış pişmanım diyor. Ardından hayatının baharında bir kadıncağız iki minik çocuğu ile feci şekilde öldü. Aracı sıkıştıran katil ortada yok, yaptığıyla kaldı… Yakalansa ne olacak “oldu bir kere” diyecek. Adamda vicdan yok, bence insan bile değil. Hemen ertesi gün gencecik bir insan araç altında kaldı, hem de yaya geçitinden geçerken…
Şu yukarıdaki fotoğraf beni inanın çok etkiledi. Bu ne acıdır kimbilir? Kim tarif edebilir? Allah kimseye göstermesin. Kardeşinin cansız bedenini kucağına almış bir ağabey ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Şok olmuş… Hergün şakalaştığı, dertlerini paylaştığı en can dostunu, kardeşini kaybetmenin acısıyla yıkılmış, çaresiz ve şaşkın…
Biz bu kafayla bu manzaralara daha çok rastlarız. Onun için diyorum ki, “durdurun şu terörü ve yakalayın şu kasapları…”

TRİBÜN

Medya, futbolcu ilişkisi

Ben her zaman Nouma’ya sahip çıktım. Çünkü taraftarın Nouma’yı çok sevdiğini iyi biliyorum. Her ay taraftarın nabzını tutuyoruz. Sürekli onlarla birlikteyiz. Bugüne kadar Nouma hakkında tek bir kötü söz işitmedim. Beşiktaş’lılar gerçekten bu adamı bir başka seviyor.
Korkum bu sevginin zaman içinde ters tepmesi… Korkuyorum, çünkü, Nouma sürekli sorun olarak gösteriliyor. Belki basın üzerine çok geliyor, ama kendisi de buna çanak tutmuyor mu? Futbolcu kimliği ile yaptıkları medyaya yansısa bir şey diyeceğim yok, ama işin magazin yönü ağır basınca, medya futbolcu ilişkisi de işte böyle cıvık cıvık bir hale geliyor. Bence artık iş işten geçti. Kaybolan saygınlığı tekrar sağlamak oldukça zor. Örneğin, birkaç kişiye küfür edeceğim derken, TV kanalıyla milyonlara ulaşan kötü sözler affedilecek gibi değil. Bu olaylar sürüp gittikçe de taraftar zaman içinde Nouma’ya sırt çevirebilir. Son yapılan ankette Amaral, Nouma’dan fazla oy aldıysa bu bence bir işarettir. Nouma bence bir kez daha düşünmeli ve futboluyla gündeme gelmeye gayret etmelidir. Ben Nouma’yı televizyonda kötü sözler sarfederken değil, sahada futbol oynarken izlemek istiyorum. Çünkü Nouma nın Beşiktaş’a katkı sağlayacağına tüm kal- bimle inanıyorum.

Sahada konuşun

Zago ile ilk röportajı yapan bizdik. O zamanlar bize “Beşiktaş’a şampiyonluk tatmaya geldim” demişti. Geçenlerde bir haber “Roma’ya dönmeye hazırım”… Söyleyen Zago… Tam “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” diye yazacağım. Çünkü, bize söylediği ile İtalyan gazetelerinden yapılan alıntı aynı değil… Neyse ki düzelttiler. Zago dünya efendisi bir insan, futbolu da iyi, ailesini de Türkiye’ye getirmiş. Mutlular. Beşiktaşlılar da kendisini seviyor.
Neyseki olay büyümedi. Önce kulüp açıklama yaptı, ardından Zago, Hürriyet gazetesinden İsmail Er’e bize de ilk dediği gibi “ben Beşiktaş’a şampiyonluk tatmaya geldim” dedi. Konu kapandı.
Bence futbolcular sahada konuşsa daha iyi olacak.

100.yılın hatırına!..

Bir ay içinde birkaç demeç, kafaları karıştırmaya yetti. Özelliklede Teknik Direktör Lucescu’nun Beşiktaş’ı Galatasaray’la karşılaştırması, ardından da benim yazmak istemediğim benzetmeyi yapması hiçte hoş değil. Bu sözlerde sonradan düzeltildi. Taraflar düzeltmek istiyorlarsa ben karşı çıkmam. Doğrusu son söylenendir derim, ama Lucescu kendini ispat etmiş bir hoca, geriye bakması ne derece doğru… Bu da benim fikrim. Galatasaray’ı çalıştırırken, diğer takımlar için söyledikleri henüz unutulmamışken, yeni polemikler açmak kimseye fayda getirmez. Tribün de böyle düşünüyor. Taraftar 100. yılın hatırına şimdilik susuyor ve tam destek veriyor. Çünkü tek dileği şampiyon olmak.

Futbol takımını eleştirmek için henüz erken değil mi?

Beşiktaş 100.yıla şampiyon olarak girmek istiyor. Bu önümüzdeki haftalarda daha da dillenecek bir konu… Hiç kuşkunuz olmasın önüne gelen birşeyler söyleyecek. Hele takım kötü sonuç alsın bakın siz neler olacak. Nedense biz millet olarak ahkam kesmeyi ve oturduğumuz yerden eleştirmeyi çok severiz. Kahvehane kültürünü henüz silemediğimiz kesin.
Henüz erken, daha ligin ilk haftalarındayız ve ortaya konan futbolu kıyasıya bir eleştiri yağmuruna tutuyoruz. Hangi takım form tuttu, hangi takımın durumu iyi, varsa bir bilen söylesin. O zaman neden Beşiktaş’ın futbolu bu kadar çok eleştiriliyor. Oyuncular neden gergin, adeta İnönü’ye çıkmak istemiyor. Kartal’ın tüm maçlarını izledim, çocuklar topa benden gitsin diye vuruyorlar, o kadar stres içindeler.
Davranışları, sözleri ve hareketleri eleştirebiriz. Bu yönetim içinde, teknik adam içinde, menecer içinde, futbolcular içinde geçerli… Ama futbolu eleştirmek için biraz sabırlı olmak gerekmiyor mu? Niye bu kıyasıya eleştiri ve de kavga… 100.yıla şampiyon olarak girmek isteyen Beşiktaş’a bu görüntüler yakışmıyor. Şimdi, birlik zamanıdır. Sabırlı olun, destek verin, olmazsa işte o zaman söz söylemeye en çok sizin hakkınız olacak.

ÜÇÜNCÜ SAYFA

Başkan hesap verdi

Beşiktaş Belediyesi Başkanı Namoğlu, bugüne değin ilkelerinden vazgeçmeden belirlediği hedefleriyle ve çalışmalarıyla iddiasını ortaya koydu. Tamamladıkları projelerle Beşiktaş’ın çehresini yenilediğini vurgulayan Başkan, yapacakları için halk ile işbirliğiyle gereksinimlere yanıt veren projeleri hayata geçireceğini belirtti.
Başkan Namoğlu, çalışmalarını tek tek sıraladı. Teknik bir kadro oluşturmakla işe başladıklarını belirten Başkan Namoğ- lu, gerçekleştirdiklerini şöyle sıraladı:
Ulaşım ve trafik
Trafiği aza indirgemek ve iş-alışveriş merkezlerine izin verilmemesi.
İmar yoğunluğunu artırıcı imar kararlarının alınmaması.
Beşiktaş’ın çeşitli yerlerinde özellikle Ortaköy Vadisi’nde ara bağlantı yollarıyla trafiğin rahatlatılması.
Deniz taşımacılığı daha etkin hale getirilecek hedefinde, Beşiktaş-Ortaköy-Kuruçeşme-Arnavutköy-Bebek-Hisar arasında küçük deniz otobüsleriyle “Ring Hatları” oluşturulması.
Yeşil alanlar ve parklar
Beşiktaş’ta var olan, kamusal mülkiyete ait yeşil alanların kesinlikle imara açılmaması.
Beşiktaş İlçesi sınırları içinde yer alan tüm kamuya açık yeşil alanların her Beşiktaşlının kullanacağı ve faydalanacağı hale getirilmesi.
Amatör spor kulüplerinin desteklenmesi.
İmar ve çarpık kentleşme
Hiçbir şekilde kaçak yapılaşmaya göz yumulmayarak sorunların hukuksal düzenlemelerle çözülür hale getirilerek Yapı Denetim Biriminin daha aktif hale getirilmesi.
İletişim
İnternet’te Beşiktaş Belediyesi’nin faaliyetleri hakkında bilgi verilmesi.
Belediye Ofisleri-İlk adım
İlk 2 yılda 5 noktada, ikinci 2 yıldaysa 10 noktada hizmet vermesi ve böylece belediyenin Beşiktaş halkı ile yakın ilişkide bulunmasını sağlayarak belediye ofislerinin kurulması. Yerel Yönetim/belediye ofislerinde belediye yetkilisi başkanlığı’nda idari ve mali konularda çözüm getirecek bir büroda.
Sağlık birimi
Internet Erişim Ünitesi
Belediye faaliyetleri hakkında bilgi, her türlü şikayet ve başvuruyu çözümlemek için 24 saat görevli bulunması.
Her belediye ofisinde acil hizmet için 24 saat görevli ambulans bulunması.
Kadın, çocuk, emekli ve yaşlılar
Ev kadınları için el becerisi kursları düzenlenmesi, bu kursların getirisi olan el yapımı ürünler açılacak olan sergilerde değerlendirilmesi.
Çocuk sağlığını gözeten ücretsiz sağlık taramaları ve aşı kampanyaları yapılması.
Çalışan annelerin sorunlarına çözüm olabilmesi için kreş ve gündüz bakımevlerinin açılması.
Tarihi dokunun korunması
Kamunun, özel sektörün sahip olduğu her tür kültür varlığının korunması, akılcı yollarla onarılması.
Kültürel ve sanatsal etkinlikler
Ulusal düzeyde elde edilecek deneyimlerle uzun vadede bir Beşiktaş Film ve Tiyatro Şenliği düzenlenmesi.
Lise ve üniversitelerde özel seminerler ve konferanslar düzenlenmesi.

Hayat güzeldir

Beşiktaş’ta artık engellilerin yardım almadan tüm sosyal ve sportif etkinliklerini gerçekleştirebilecekleri bir parkları var. “Beşiktaş Belediyesi Dilek Sabancı Engelliler Parkı”… Parkın açılışında bedensel, zihinsel ve görme engelliler, kendilerine özel bir parka sahip olmanın mutluluğunu içindeydiler.
Törene Sakıp Sabancı, Türkan ve Dilek Sabancı, Beşiktaş Kaymakamı Mehmet Emin Avcı, Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu’nun yanısıra Müjde Ar, Göksel Arsoy gibi ünlü sinema sanatçıları da katıldı. Açılış, engellilerin gösterileriyle şölene dönüştü. Bedensel engelliler tekerlekli sandalyeleriyle dans gösterileri yaptılar, basketbol oynadılar. Engelliler verilen konserle coşarak, mutluluk içinde piste çıkıp birbirleriyle dans ettiler.
Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Başkanı Ahmet Faruk Öztimur’un konuşmaları engelliler tarafından büyük alkış aldı. Öztimur konuşmasında; “Bu gün bizim için anlamlı bir gün. Ancak sıkıntılarımızı da aktarmak zorundayız. Engelliler eşit değer verilmesini istiyor. Engelliler parklarda dolaşmak, otobüslere binmek yollarda rahat dolaşmak istiyor.” dedi.
Dilek Sabancı, da sokakların, parkların engellilere uygun olması gerektiğini söyleyerek, “Ancak bu park 7’den 77’ye bütün engellilere açık. Buradan istedikleri şekilde yararlanabilecekler.” diye konuştu.
Sakıp Sabancı ise Yusuf Namoğlu’ndan bu park projesini duyunca çok heyecanlandığını ve açılıştan dolayı çok gururlandığını belirtti.
Beşiktaş Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu ise, Beşiktaş’taki tüm parkları ve yaya kaldırımlarını engellilerin yararlanabileceği şekilde düzenleyecekleri sözünü vererek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun yanı sıra her türlü engelli onlar için özel parkımızın basketbol, voleybol, oyun parkı, sağlık birimleri, kır kahvesi, yürüme bandı, yeşil alan, kafeterya ve tuvaletlerinden kimseden yardım almadan yararlanabilecekler.”

Evlenenler

01.09.2002
H. Pelin Tomay
E. Christ Andersen
Zeynep Mete
H. C. Çakıroğlu
Z. Dumanoğlu
Oğuz Ekmekçi
Hatice A.Özoğul
Süreyya Tanık
02.09.2002
Emel Özden
Metin Özkan
03.09.2002
Ayşegül Çıdamlı
İ. Uğur Uygurer
Özlem Akman
Coşkun Atalağ
Buket Kaşıkçı
İbrahim Alkız
Gülhan Al
Ahmet Akgüç
Seher Yılmaz
Ali Ellek
K.Emine Erenler
Sabi Kastro
04.09.2002
Özgür Semra Gül
Barış Yalçınyiğit
Beril Küpçü
S. Sabri Barut
06.09.2002
Sonnur Şatır
Erol Çağıltı
G.Funda Ünlüsü
İzzet Bonofiyel
Zeynep Tercan
Alp Yücel
Ş. Kantanoğlu
Muzaffer Dikici
07.09.2002
Yeşim Gürsel
İhsan Önder
B. Kömüroğlu
Kemal Sakarya
Selen Elman
Murat Gülşen
Vildan Acar
Emre Bildiren
Z. Sezen Akdik
Seyit Karahüseyin
Ş.Kandemiroğlu
M. Suat Söyler
Nilgün Kiracılar
B. Uğur Ertuş
Berrin Baykal
E. E. Değirmenci
Sevinç Dilber
H. İlker Sarısözen
Billur Bulak
Ümit Özipek
Handan Suna
Cem Arı
Sevinç Atbaş
Murat Demir
Nermin Yavuz
Musa Siriş
Melike Şahinbaş
M. Burak Sayın
İlknur Canyoldaşı
Adnan Bıçakçı
Nevra Çaşkurlu
H. Demir Toaçar
H. M. Uçanoğlu
Ali Murat Dişçi
Dilek Hasöz
Alihan Öke
A. Balca Yurdagül
Onur Canlı
N. S. Akkemik
Onur Özdemir
Pelin Özcan
Murat Güvener
08.09.2002
Süheyla Balkar
Tunç Obuter
Jale Erben
Ali Sarıtaş
Tomris Doğansel
BUkay Tan
Aslı Erkan
Ian R. Tyler
İlke Pelin Gürcan
A. B. Demirkaya
09.09.2002
Ayşın Aksu
R. Özgür Demirci
Aysun Kaçtıoğlu
Arda Derya
Gülten Göçgün
H. Fuat Uygun
Fulya Erol
J. Paul Skaleki
V. Gorodetskaya
Avşar İbar
Tuğba Cantürk
Ö.A.Kocabeyoğlu
10.09.2002
Sevtap Çimen
MUrat Göltaşı
11.09.2002
Ela Arabacı
Sedat Yılmaztürk
Deniz Kurultay
N. Çelikhan
Nurcan Akarsu
Engin Çakırlı
Şaziye Ünel
Mustafa Özmen
Eylem Şahin
Erkan Şahin
Hanife Peksert
M. Fatih Peksert
Sibel Elbasan
Ünver Aksüs
Sevinç Onat
Varol Karpuz
Erman Yüksel
B.Kurtuluş Gündüz
Özlem Güler
Işık Naci Atilla
Armenui Çataloğlu
A.Nicolas Trophe
Yaprak Şardaş
M. Haşim Artuk
13.09.2002
Elif Bulak
Şaban Dural
Fatma Gümüş
İshak Bayraktar
Senem Canbulat
B. Serkan Çakır
14.09.2002
Banu Tezel
Celal Cem Ülsever
Arzu Akyol
Özkan Ekiz
Canser Bora
Murat Akça
A.Klara Suzan
Aret Haddeler
Gülseren Bak
Akın Şener
Binnur Yalçınöz
Alihan Ekinci
Özlem Oğuz
Tayfun Bozkurt
Bengü Çeken
Adnan Koçak
Seyhan Şanlıer
Murat Sümbül
Eda Aşçıoğlu
Fırat Ateş
İrem Uzunöz
A. Mukimoğlu
F. Aslı Eyüboğlu
S. Murat Yazıcı
Sema Alpaytaç
Aydın Üsman
Gülfem Engül
D.O. Kalkavan
K. Louise Fedorko
Recep Sefer
Deniz Terzioğlu
Veysel İşgör
15.09.2002
Bilge Tuğlu
Muammer Akgün
Gökçe Öner
Ranja Kunt
İnci Işık Özkan
Emin Erdi
İlke Dönen
M.Cevdet Ulusoy
Sinem Tonay
Haluk Özge Alıç
Alev Sarıyar
Ersin Bora
16.09.2002
Nilgün Özman
İlker Çetin
M. Kengil
Adem Çevik
Binnaz Topaloğlu
Hüseyin Kaya
Özlem Sabuncu
Angus Warren
Anna Demikova
Serdar Kayaalp
Gülpınar Kelemci
H. Schneider
17.09.2002
İlknur Gök
Murat Kayaoğlu
Solgül Alcı
Celal Erbaş
Naile Salman
Kasım Sukas
Fadime Yurttav
Tuncay Sümen
Evrim Gönülay
Önder Utkutan
Viktoria Sirotiuc
Mesut Gökçek
Dilek Tokcanlı
Mustafa Koray Turgul
Rahile Ayça Öncer
Oğuz Ender Ergün
20.09.2002
Gülsen Güngör
Recep Bilginer
Ümit Alakuş
R. Vatansever
Semiha Yener
Kadir Kaya
B. Verena Weiser
Murat Toker
Meltem Çubukçu
H. Emre Deliçay
21.09.2002
Neslihan Uçar
Kamil Baki Çadırcı
Günnaz Gökgöz
Akıl İdil
Çiğdem Yavuz
Hacı Çakır
Deniz Okyay
Hakan Ekin
Yurdagül Şengöz
Ünal Dörtbudak
Hicran Ayşe Aygün
Cemal Volkan
Oya Ekiz
Sinan İnan
Şule Hülya Onursal
Barış Aryay
Berna Altıner
Ceyhun Yıldız

DÖRDÜNCÜ SAYFA

Gecekondu rantçıları pusuda

Seçimlerin yaklaşmasıyla her seçim öncesi dönemde olduğu gibi gecekondulaşma sorunu gündeme geldi. Varolan gecekonduların sayısı düşündürücü. İstatistiklere göre, sadece Boğaziçi’nde 55 bin kişinin yaşadığı 11 bin gecekondu ile 200 bin kişinin barındığı 48 bin daire seçim öncesi dönemlerde kaçak olarak inşa edilmiş. Durum öyle vahim ki gecekonduyu barınma ihtiyacı olarak kullananların yanında kaçak yapıların bir kısmı karakol, sağlık ocağı, muhtarlık binası olarak devlet birimleri tarafından kullanıyor. Şimdi önümüzdeki bu kritik günlerde gecekonduculara karşı ne gibi önlemler alınacağı merak konusu…
Gazete BEŞİKTAŞ olarak Beşiktaş’ta ne gibi önlemler alındığını araştırdık. Beşiktaş Belediyesi ve kaymakamlık gecekondu fırsatçılarına göz açtırmayacağını açıkladı. Özellikle seçim öncesi dönemi fırsat bilen rantçılara karşı daha dikkatli olunacak. Beşiktaş Belediyesi, gerekirse mesaileri artırarak zabıtaları alarma geçirecek. Kaymakamlık bünyesinde ise özel bir ekip oluşturulacak. Ekip, seçimler bitene kadar iş başında olacak.
Beşiktaş Kaymakamı Mehmet Emin Avcı, konuyla ilgili ne gibi önlemler aldıklarını şöyle açıkladı:
“Gecekonduculara karşı ekip
oluşturuldu”
Biz hem gecekondulaşmanın önlenmesi hem de imara aykırı yapıların oluşmaması için ilçemiz belediyesinden; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden; Boğaziçi İmar Müdürlüğünden, hazineden, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden bir görevli istedik. Bir ekip oluşturacağız. İlçemizde yapılaşmaya konu olabilecek arsa ve arazilerin kaymakamlığa bildirilmesini istedik. Hazinenin, Vakıflar’ın, belediyenin, İmar Müdürlüğü’nün nerede yeri var? Buralar arsa mı arazi niteliğinde mi? İşgal edilebilir mi? Gecekondu yapılabilecek yerler neresi? Yerler belirlendikten sonra saydığım dairelerden gelen ekip, emniyet teşkilatımızdan gelen birinin başkanlığında bölgeleri dolaşacak. Gördükleri gecekonduyu, imara aykırı yapıyı bize bildirecekler. ‘Burada gecekondu yapılıyor, fırsat vermeyin’ şeklinde uyarılarda bulunacak. Biz de belediyeyi haberdar edeceğiz. Özel idarenin, hazinenin, belediyenin, vakıfların, ormanın arazisini işgal ettirmeyeceğiz. Seçimler bitinceye kadar ekibimiz görevini sürdürecek.
“Beşiktaş için
gecekondulaşma
tehlikesi yok”
Beşiktaş’ta gecekondulaşmaya açık arsa ve arazi çok az denebilir. İstanbul geneline baktığınızda Beşiktaş’ta gecekondu yok denecek kadar az. Benzer bir ekibi geçen seçimlerde de oluşturmuştuk. Ancak o zaman da herhangi bir tehlikeyle karşılaşmadık.
Beşiktaşlılara
duyarlılık çağrısı
Beşiktaşlılara da buradan sesleniyorum. Bu tür faaliyetleri ilçe ve büyükşehir belediyelerine, Boğaziçi İmar Müdürlüğü’ne ve bize bildirirlerse bu tür sorunlar için daha çabuk tedbir almış oluruz.
Beşiktaş Belediyesi Başkan Yardımcısı Celal Akgün ise konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu:
“Bizim dönemimizde bir tane bile
gecekondu yapılmadı”
Beşiktaş’ta geçmişteki gecekondu yapılaşmasının üzerine bizim dönemimizde ilave hiçbir şey yapılmadı. Ayrıca Beşiktaş’ta gecekondu yapılabilecek alanlar da kalmadı. Beşiktaş’ta sahipsiz arazi yok.
“Özellikle gecekondu rantçılarına karşı
dikkatli olmalı”
Gecekonduyu evi olmayan düşük gelirli insanların devletin arazisine yaptıkları derme çatma yapılar olarak biliriz. Ancak asıl dikkat çekilmesi gereken nokta rant için gecekondu yapılmasıdır. Rantçılar, özellikle seçim öncesi dönemde harekete geçerler. Kaçak inşaat yaparlar ya da varolan binalarının üstüne kaçak kat çıkarlar. Bunları da rant için kullanırlar. Bir araştırma yapılsın. Kaç kişi kiracı gecekonduda? İnsanlar bırakın gecekonduyu ihtiyacı için yapmayı üstüne birkaç kat çıkıp kiraya veriyorlar. İmar izni üç katlı diyelim. Gidip üstüne bir kat daha yaparsa o da bir gecekondu sayılır. Bizim dönemimizde kaçak kat, kaçak inşaat bir yana insanlar evlerini boyamak için, çatılarını, pencerelerini değiştirmek için bile belediyeden gelip tamirat ruhsatı almak zorundalar.
“Beşiktaş’ta
gecekondulaşma
çok az…”
Beşiktaş’ta gecekondu yok denecek kadar azdır. Gecekondulaşmanın yoğun olduğu Armutlu vardı. Ancak bu bölge Sarıyer’e bağlandı. Onun dışında Karanfilköy’ün İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne tapu tahsis müracaatları var. Kuruçeşme’nin üstünde eskiden kalma bazı baraka tipli gecekondular var. Beşiktaş’ta gecekondu sorununun ıslah edilebileceğine kabul ediyorum. Ancak yeni yapılanlara asla geçit verilmiyor.
“Gecekondu
yapıldığını tespit
edersek hemen
yıkılır”
Gecekondu yapıldığını görürsek yasaya göre hemen yıkma yetkimiz var. Kaçak inşaat halinde olursa mühürleniyor. Yıkım kararı yanında, İmar Yönetmeliği’ne göre ceza kesiliyor.

İstanbul’da gecekondulaşma
Fatih Sultan Mehmet’in fethiyle birlikte İstanbul’a yönelme başladı.
15. Yüzyılın sonunda Osmanlı padişahı 2. Mehmet’in iş kapasitesini genişletmesiyle 16.yüzyılda ilk göç dalgası gelmeye başladı.
O tarihlerde İstanbul’un nüfusu 400 bine vardığında dünyanın en büyük kenti unvanını almıştı.
O tarihlerde İstanbul’a göç edenlerin, Haliç’teki tarlalara kulübe yapıp yerleştikleri sanılmaktadır. Bu kulübeler İstanbul’un ilk gecekonduları kabul edilebilir.
İlk gecekondu semtleri; Zeytinburnu, Haliç ve Kağıthane’de oluştu.
Bugün İstanbul’da 2.5 milyon civarında bina bulunuyor. Bunun 1.3-1.4 milyonu imara aykırı yani kaçak binalardır.
Türkiye’de gecekondulaşma
Türkiye’de gecekondu yapımı 1930’larda başladı. Ama asıl 2. Dünya Savaşı’ndan sonra köyden kente göçün hızlanması ile yoğunluk kazandı.
Konu hakkında ilk yasa 5218 sayılı ve 1948 yılında çıkarıldı. Aynı yıl 5228 sayılı yasa çıkarıldı.
Bilahare 1948’de 5431 sayılı yasa çıkarıldı. 1953’te 6188 sayılı yasayla da o ana kadar yapılmış bütün gecekondular yasallaştırıldı.
1966’da 775 sayılı “gecekondu” adını taşıyan ilk yasa çıkarıldı. 1980’lerdeki düzenlemeler siyasal amaçlarla bağlantılı oldu ve beklene sonucu vermedi.
Dünyada gecekondulaşma
Asya, Güney Amerika ve Afrika’da insanların iş bulmak amacıyla kırsal alanlardan kentlere göçü, kentlerin nüfusunun beklenmedik biçimde artmasına neden oldu.
Gecekondu yerleşim alanlarının en yaygın olduğu ülkeler, Hindistan, cezayir, Peru, Brezilya, Meksika, İran ve Türkiye.
Brezilya’daki Reolfe’de 1.2 milyon insanın yoksulluk içinde yaşadığı favela denen uçsuz bucaksız gecekondu mahalleleri mevcuttur.
Gecekonduların yerleştiği alanlar; Hindistan’da (Kalkuta) basti, Cezayir’de bidonville, Peru’da pueblo javeno, Brezilya’da favela, Meksika’da colonia protelaria, İran’da zurabad olarak adlandırılıyor.

Muhtarların Sesi

Tehlikeli binalar bizi korkutuyor
Özel idare ve vakıfların yeri var ve tehlike arz ediyor. Asariye Caddesi’nde yer alan vakıflara ait bina çökmek üzere. Yıkık ve huzme bir yer. Mahalle sakinlerinden sayısız şikayet alıyoruz. Giren çıkan belli değil ve bir yıkım söz konusu olsa içindekiler için bir tehlike arz edecek. Üstelik birkaç kez yandı. Çözüm bekliyoruz.
Şevki Yıldırım-Yıldız Mahallesi

Halkımız
Bilinçlenmeli
Belediye ile çalışmalarımız iyi gidiyor. Ancak, halkımızın kimi durumlarda bilinçli hareket etmemesinden dolayı sıkıntı yaşanabiliyor. Yanı sıra, kazı çalışmalarından dolayı büyük bir sorun yaşıyoruz. İGDAŞ’ın kazdığı yolları kazıp bırakıp gitmesi aylardır mahalle sakinimizin çilesi haline geldi. Sokak lambalarının kısmen yanmaması konusunda da elektrik idaresine durum bildirildi. Halen yanıt bekliyoruz. Sıkıntıların çözümü için gerekenlerin yapılmasını bir an önce bekliyoruz.
Aydın Onar-Bebek Mahallesi

Davalık
Olabiliriz
Bizim en büyük sıkıntımız 5000’lik planlar adı altında geçen ada pafta bazında boş, kamuya ait arsaların imara açılacak olması. Bunun gerçekleşmemesi için gerekli işlemleri başlattık. Dilekçe verildi ve liste ay sonunda incelenecek. Liste meclise gidecek. Sonuç, aleyhimize olursa dava açılmasını öngörüyoruz. Mimarlar Odası’ndan da destek alıyoruz. Tayyip zamanında satılmış ancak kamuya ait arsalar. Bu, Beşiktaş’ın bir çok yerinde karşılaşılabilecek bir konu. Bu konuda tüm ilgililerin hassas davranmasını istiyoruz.
Özden Gönül-Gayrettepe Mahallesi

Yol kazıları
Bıktırdı
Yol-kazı çalışmalarından rahatsızlık duymaktayız. Ancak, bu rahatsızlık Anakent Belediyesi’yle sürekli iletişimde olduğumuzda hafifliyor. Bunun dışında endişeye sebep olan bir konu, kazı çalışmalarından dolayı elektrik hatlarının ortada kalıyor olması. Bunun yanı sıra sokaklarımız çalışmalar tamamlandığında bir düzene gireceğine inanıyoruz.
Ahmet Bayraktar-Türkali Mahallesi

Selden büyük zarar gördük
Asfaltlarımız yapıldı. Sokak lambalarımız kısmen yapıldı. Diğer kısmı da yapılmaya devam ediyor. Sel felaketinde su baskınını yaşayan yerler için İSKİ’den olumlu yanıt geldi ve Aytar caddemiz yine eskisi gibi olacak. Izgaralarımız temizlendi. Gerekli yerlerle temas halindeyiz ve belediyenin çalışmaları sorunsuz bir şekilde sürüyor, takip etmekteyiz. Sadece belediye hizmet binası yapımı esnasında gecelere kadar süren çalışmanın istirahat gününe, Cumartesi’ye sarkması rahatsız etmişti. Konuya yakın ilgi gösterildi ve şu an bir sıkıntımız mevcut değil.
Edip Umar-Nispetiye Mah.

Sokak lamlarında sorun yaşıyoruz
Mahallenin genelinde elektrik sorunu yaşamaktayız. Sokak lambalarının çalışmıyor olması, mahalle sakinlerini tedirginliğe sürüklüyor. Mahallemizin karanlıkta kalmasını istemiyoruz. Durumla ilgili bilgiyi aktardık ve bu sorunun kısa sürede çözümlenmesi için gerekenin yapılmasını bekliyoruz.
Oya Çolpan-Konaklar Mahallesi

BEŞİNCİ SAYFA

Balıkçılar denize açıldı

Balık mevsimi Eylül’de açılır. Ekim de de tüm hızıyla devam eoder. Balıkçılar sabahın ilk ışıklarıyla motorlarını Marmara’nın mavi sularına bırakırlar. ‘Acaba bu sene balık bereketli olur mu?’ sorusu akıllardadır. Ağlar Marmara’ya salınır büyük bir ümitle… Akşama kadar ne vurursa ağa kardır. Palamut, lüfer, hamsi, istavrit… Akşama dönüldüğünde belli olur balığın bolluğu, bereketi…
Biz de balık mevsiminin ne getirdiğini öğrenmek için Sarıyer’e yolumuzu düşürüyoruz. Gittiğimizde çevrede balıkçı göremiyoruz. Motorların arasında gezinirken eski bir balıkçı amcaya rastlıyoruz. Adının Salim Balcıoğlu olduğunu öğreniyoruz. “Yoktur onlar, boşuna aramayın. Denize çıktılar” diyor. Kendisinin niye çıkmadığını sorduğumuzda, “Balık mı kaldı be kızım, onlar da açıldı ama ya rastgelirse diye düşünüyorlar. Ekmek parası ne yapsınlar.” diye yanıtlıyor. Önceleri konuşmaya çekiniyor. Daha çok bir bezginlik var üzerinde. Basının zaman içinde çok geldiğini ancak bir faydası olmadığını söylüyor. Sonunda ikna ediyoruz. 67 yaşındaki Salim Reis, Aslen Trabzonlu ancak doğma büyüme Sarıyer’li. Balıkçılık baba mesleği. Ancak o oğlunun balıkçı olmasını istememiş. Geleceği daha parlak olsun diye mühendis olarak yetiştirmiş. Sorularımıza içtenlikle cevap veriyor.
Salim Reis, bu sene balık mevsimini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dediğim gibi balık kalmadı artık Marmara’da. Bak ben motorda oturuyorum. Ne diye balığa çıkayım. Balık yok ki. Balıkçılar çok zor durumda. Bir kere bizim denizimiz ufaktır. Her geçen yıl motor sayısı artıyor. Buna balık dayanmaz. Bir de trolle balık avlıyorlar. Böyle avlanma olmaz. Bitirdiler balığı. Şimdi mevsim gereği lüfer çok çıkıyor. Ama lüfer de palamut gibi göçmen balığıdır. Önce palamut çıkar. Sonra lüfer. Lüfer de bir iki ay sonra gider. O zaman balık kalmaz.
Sarıyer’de kalmayan balık çeşitleri var mı?
Kırlangıç, mezgit, karagöz gibi dip balıkları azaldı. Eskisi kadar çıkmıyor. Boğazda 4-5 mil açılınca anca çıkar. Eskiden öyle miydi? Ağlara vururdu.
Tezgahlar da balık yokluğundan nasibini alıyor satıcılara göre…
Beşiktaş Balıkçılar Çarşısı esnafı Marmara’da balık bolluğunun eskisi gibi olmadığını belirtiyorlar. Satıcılar, denizden az balık çıktığı için bunun fiyatlara yansıdığını ve vatandaşın fiyatları pahalı bulduğunu vurguluyorlar.
Esnafa söylediğine göre mevsim balıkları; lüfer, palamut, istavrit ve hamsi. Ucuz olduğu için istavrit ve hamsi daha çok satılıyor.

BJK Lisesi başarıyı yakaladı

Özel BJK Okulları 2001-2002 dönemi ilköğretim mezunları, bu yıl bir çok öğrencinin hayallerindeki okulları kazanarak diğer öğrencileri arkada bıraktı.
Özel Beşiktaş Okulları ilköğretim mezunları bu yıl, 80 mezun verdi. Mezunların tamamına yakını hedefledikleri başarıyı yakaladı. Öğrencilerin yarısından fazlası Anadolu ve Fen Lisesi Sınavı sonucunda yüksek dereceyle istedikleri okula girmeyi hak kazandı. Diğer mezunları ise Özel BJK Okulları bünyesindeki Özel BJK Lisesi’nde eğitim-öğretim hayatına devam edecek.
BJK Okulları Halkla İlişkiler Müdürü Şerife Meşe, BJK okullarının birer sembol olduğunu ve başarı söz konusu olduğunda iddialarını gerçeğe dönüştürmek için tüm güçlerini ortaya koyduklarını vurguladı.
Rehberlik-danışmanlık hizmetlerinden öğrencinin yeteneğini ortaya çıkaran faaliyetlere ekip halinde çalışma prensiplerinden idealleri netleştirmede uyguladıkları programa değin BJK Okulları, sağlam adımlarla ilerliyor. Bununla birlikte, ilköğretim mezunları verdiği aynı dönem içerisinde velilerin taleplerini de dikkate alarak lise düzeyinde eğitim-öğretim verecek. BJK Okulları eğitim-öğretim alanındaki iddiasını Anadolu Lisesi statüsündeki Özel BJK Lisesi’ne taşıyor.
Gerek ilköğretim alanında gerek lise düzeyinde sistemli ve detaylara dikkat ederek eğitim-öğretim alanında başarıyı hedefleyen BJK Okulları, öğrencilerini hedeflerine yaklaştırıyor.
Şerife Meşe, öğrencilerin en yüksek seviyede yeterli olabilmesi için donanımlı eğitim kadromuz ve ebeveynlerle birlikte sıkı bir şekilde çalışıyoruz. Teorinin pratiğe dönüştürülmesinde ne gerekliyse öğrenciye sunulmaktadır. Laboratuar ve uygulamalı alanlarla öğrenci, derslerinde başarı ortalamasını yükseltirken sosyal aktivitelerle de kendini sosyal açıdan ifade etmekte zorlanmıyor.

Kadir Boy: ‘Toplu taşıma ve deniz trafiği önemli’

İstanbul Ekonomik, Sosyal ve Kültürel İşbirliği Konseyi (İstanbul Konseyi), kentte kördüğüme dönen trafik sorununa çözüm getirmek üzere kolları sıvadı. Konsey’in 4. Dönem Eş Başkanı, İstanbul Defterdarı Kadir Boy, İstanbul’da günde 1 milyon 100 bin aracın trafiğe çıktığını belirterek, trafik yükünü azaltacak en önemli alternatiflerden birinin deniz taşımacılığının payını artırmak olduğunu söyledi.
Toplu taşımacılğın yaygınlaştırılması gerektiğini, bu açıdan deniz ulaşımının önemli avantajlar sunduğunu vurgulayan Boy, şunları söyledi: “Deniz ulaşımında kullanılan araçların taşıma kapasiteleri, diğer tüm araçlara göre oldukça yüksek. Deniz ulaşım sistemlerinin ilk yatırım birim maliyetleri, denizin doğal altyapısını kullanma avantajı nedeni ile diğer sistemlere göre düşüktür. Taşıma ücretleri de diğer araçlara göre azdır. Deniz ulaşım sistemleri, çevre kirletici etkisi en az olan ulaşım sistemidir.”
Yeni iskelelerin ve hatların açılmasının, denizyolu ulaşım payının artırılması açısından önemli olduğunu belirten İstanbul Defterdarı Kadir Boy “Örneğin Harem, Kartal ve Bostancı’dan da Avrupa yakasına ulaşımın sağlanması, hem Kadıköy’e gelen hem de Boğaz köprülerinden geçen araç sayılarında önemli düşüşler sağlayacaktır” şeklinde konuştu.

Halkla ilişkilerde uzman kuruluş

Günümüzün bilgi, bilim ve teknoloji dünyasındaki gelişmeler ayrışmayı, uzmanlaşmayı da beraberinde getirirken, iş yaşamında da yeni alanlar açıyor… İletişim alanındaki dünyayı giderek küçülten teknolojik gelişmeler, halkla ilişkiler sektöründe departman niteliği ile bir köşeye sıkışmış ‘basınla ilişkileri’ de etkilemeye başladı… Özellikle ülkemizde, dünya standartlarında halkla ilişkiler hizmeti vermekten çok, medyada haber çıkartma savaşı veren halkla ilişkiler sektöründe uzmanlaşmayı körükleyen daralma gibi tam tersi gelişmeler gözlenirken, yeni oluşumlar zorunlu hale gelmeye başladı.
İşte günümüz iletişim dünyasındaki gelişmeleri yakından takip eden deneyimli gazeteciler grubu PRG adlı şirketi kurarak, halkla ilişkiler alanında uzmanlaşmanın ilk adımını attı…
Hareket noktasını: “Haberin kokusunu alamayan, haber değeri yaratamayan; ancak gönderdiği bülteni ‘ne olur yayınlayın’ diye yalvaran müşteri temsilcilerinin cirit attığı halkla ilişkiler şirketleri, bünyelerinde çalıştırdıkları basın mensuplarını ikinci sınıf danışman olmaktan çıkarıp ne zaman iletişim stratejisini belirleyen konuma yükseltirlerse, işte o zaman gerçek danışmanlık şirketi olabilirler!..” şeklinde çizen PRG, farklı oluşuma giden süreci ise şöyle açıklıyor: “PRG’yi oluşturan tüm arkadaşlar 20 yıllık gazetecilik deneyimi sonrası halkla ilişkiler şirketlerinde de çalıştılar… Buralarda halkla ilişkilerin, iletişimin alfabesinden anlamayan müşteri temsilcileri elinde yanlış uygulandığını gördüler… İletişim stratejisi belirlemekten çok uzaklar ve dayandıkları tek nokta medyada çıkan haber…Ekonomik kriz sonrası şirketlerdeki daralmada, iletişim bilimciler kalıcı değil gidici yaptı… Hatta 6 ayda bir gazeteci değiştirerek, ilişki kullanma yolunu tercih ettiler… Bu durum, istisnasız tüm halkla ilişkiler sektöründe geçerlidir.”

Tüketici Köşesi

Kuru temizlemecide
pantolon çalındı
Ali Levent Hakçı Tükoder’e başvurarak, Doğan Kuru Temizleme’ye verdiği pantolonunun kaybolduğunu bildirdi. Tüketici yaptığı şikayette, Network’ten aldığı pantolonu lekelenince Doğan Kuru Temizleme’ye verdiğini, ancak oradan “pantolonunuz yıkandıktan sonra çalındı” cevabını aldığını söyledi. Tükoder’in devreye girmesiyle temizleme şirketi bir hafta içinde tüketicinin zararını tazmin etti.

Kapıdan pazarlama
bu kez duyarlı çıktı
Asiye Uzunpınar, Seval Mefruşat’tan aldığı ürün bozuk çıkınca Tükoder’e başvurdu. Tükoder’e yapılan şikayette, 110 milyona alınan tencere setinin değerinden düşük olduğu, ve kısa zamanda bozulduğu söylendi. Tükoder’in Seval Mefruşat’a ihtarname çekmesi üzerine kapıdan pazarlamacıların, Tükoder’i arayarak tüketicinin senetlerinin geri verildiğini söyledikleri belirtildi.

ALTINCI SAYFA

Kararsızlar açık ara önde

Küskünler hareketinin bu sefer arkasına siyaset kurumlarını da alarak yeniden sahneye çıkması mevcut belirsizliği artırırken, kararsız oyları da etkiliyor. Artan siyasi belirsizlikle beraber kararsızlar da artıyor.
Bu durum seçimin hemen sonrasında “meşruiyet” tartışmalarını da beraberinde getirebilir. Çünkü oyların baraj altı partilere yönelmesi veya boş kullanılması halinde TBMM temsil kabiliyetini önemli ölçüde kaybedecek. Bu da ülkeyi ister istemez tekrar bir seçim ortamına sokacak. Konuyla ilgilenenler, kararsız oyların bu ölçüde artmasını siyasetçilerin tutarsız tavırlarına ve farksız söylemlerine bağlıyorlar.
23 Eylül günü, seçim kararının iptalini ve seçim yasalarında değişiklik isteyen 124 milletvekili TBMM Başkanlığı’na başvurdu. Böylece 3 Kasım seçimlerinin iptali konusu yeniden Türkiye’nin gündemine oturdu.
YTP Grup Başkanvekili Oğuz Aygün, SP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu ile bir grup milletvekili tarafından imzalanan başvuru TBMM Genel Evrak Müdürlüğü’ne verildi. Başvuruda YTP’den 38, SP’den 34, ANAP’tan 32, DYP’den 12 milletvekili ile 8 bağımsız milletvekilinin imzası bulunuyor.
Başvurunun ilk maddesinde 3 Kasım genel seçim kararının iptali, ikinci maddesinde seçim barajının düşürülmesi ve tercih sisteminin getirilmesi teklifi, üçüncü maddesinde de komisyonlarda bekleyen Siyasi Partiler ve Seçim Yasaları değişikliklerinin ele alınması istemleri yer alıyor. Ama bunun yanında Türkiye 3 Kasım seçimlerinden istikrar beklerken yeni bir belirsizliğe giriyor.
Başbakan Bülent Ecevit’in mayıs ayı başındaki rahatsızlığıyla başlayan ve bu arada Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş’in, “Ülkede siyasi belirsizlik olduğunu ve erken bir seçimin ekonomiyi olumsuz etkilemeyeceğini” söyleyerek başlattığı süreç, yarattığı depremlerle siyasi hayatımızı toz duman etti. Kemal Derviş’in bu sözlerinden sonra siyaset hareketlendi. Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem partilerinden istifa ettiler. Onların istifasını 60’dan fazla milletvekili izledi. DSP artık hükümetin en küçük ortağı olmuştu. Buna rağmen MHP lideri Devlet Bahçeli, koalisyon protokolüne uyacaklarını açıklayarak, Bülent Ecevit’in görevine devam etmesini istediklerini belirtti.
Öte yanda DSP’den ayrılanlar, Yeni Türkiye Partisi’ni kurarak Kemal Derviş’in partilerine katılmasını beklemeye başladılar. Ancak, partileşme sürecinde Derviş’in Cem ve Özkan’la yaptığı görüşmeler hükümetin tepkisini çekmişti. Bunun üzerine Derviş, 11 Temmuzda istifa etti, ama istifası Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den geri döndü.
Derviş’in çalışmalarını, “bir takım güçlerin siyasete el koyarak Ecevit’i ve MHP’yi hükümet dışına çıkarmak” olarak algılayan Devlet Bahçeli, 3 Kasım’da erken genel seçime gidilmesini istediklerini açıklayarak bu yolu tıkadı. Meclis hemen toplanmalı ve bir erken seçim kararı almalıydı. Olağanüstü toplanma çağrısıyla toplanan Meclis’te erken seçim kararı alınırken, uyum yasaları da kabul edildi.
Bu arada İsmail Cem, Kemal Derviş’in “ittifak çalışmaları” bahanesiyle YTP’ne katılmayı geciktirmesine tepki olarak, “İttifak hiç umurumda değil…” deyiverdi. Bu şekilde Derviş’in YTP’ne katılmasını çabuklaştırmayı amaçlıyor olabilirdi, ancak taktik ters tepti. CHP lideri Deniz Baykal fırsatı iyi kullandı. Cem’in ittifaka tavır aldığını görünce, YTP’ne taktiksel bir ittifak çağrısı yaptı. Böylece hem kamuoyu, hem Derviş tarafından “ittifak isteyen lider” rolü kazandı.
İttifak çalışmalarını sürdüren ve Bülent Ecevit’le de görüşen Kemal Derviş görüşmelerden olumlu bir sonuç alamamıştı. Başbakan Bülent Ecevit, merkez solda güç birliğinin zor bir iş olduğunu belirterek, “Benim mücadelem DSP içinde devam edecektir. Bu nedenle seçimlerde TBMM dışında da kalmaya hazırım” dedi. Kemal Derviş’i de, “Kendisine çok şaşırdım. DSP’yi böldü, şimdi ittifaktan bahsediyor” şeklinde eleştirdi. Temaslarından bir sonuç alamayacağını anlayan Kemal Derviş, daha fazla beklemenin aleyhine işlediğini görerek CHP’ye yöneldi. Deniz Baykal’la toplam 10 saat süren iki görüşme yaptıktan sonra bu partiye geçeceğini açıkladı ve CHP rozetini taktı. Bu arada DSP içinde 9’lar olarak bilinen muhalif milletvekillerinden 6’sı istifa etti. İstifa eden milletvekilleri CHP’den çağrı beklediklerini açıkladılar.
Ama Ankara’da siyaset suları bir türlü durulmuyordu. İşadamlığından siyasete adım atan Cem Uzan, Türk siyasi tarihine geçecek ilginç bir siyasi operasyonla, seçime girme hakkı olan Hasan Celal Güzel’in kurduğu Yeniden Doğuş Partisi’ni ele geçirdi. YDP’nin adı Genç Parti olarak değiştirildi.
Siyasi partilerin baraj korkusuyla ittifak çalışmaları sürerken, başkent kulislerinde seçim istemeyenlerin, Çiller’e başbakanlık vererek seçim tarihini erteleme girişimleri de konuşulmaya başlandı.Tansu Çiller seçimi ister görünüyordu ama DYP’nin de tıpkı DSP, ANAP, YTP, DTP ve SP gibi barajı geçememe tehlikesi vardı. Zira Kemal Derviş, kendi oy tabanı için de güçlü bir çekim alanıydı.
Fakat Cumhurbaşkanı’ndan da MGK sonrasında “ertelemeye” karşı olduğu açıklaması gelmişti. Devletin zirvesi olan bitenden haberdardı ve seçimi istiyordu. Seçimin ertelenmesi belirsizliği artıracak ve ekonomiye çok büyük zarar verecekti. Bunun üzerine Çiller, ANAP ve YTP’nin kendisine “seçimin ertelenmesi için Başbakanlık” teklifiyle geldiğini, ama kendisinin kabul etmediğini açıkladı. Yılmaz da bu açıklamaya karşılık olarak, “Öneriyi yapan kendisidir” dedi. Bir süre sonra seçimlerin ertelenmesini en çok isteyen partilerin ANAP ve YTP olduğu anlaşılacaktı.
ANAP lideri Mesut Yılmaz, her gün yeni bir öneri geliştirmeye başladı. Önerilerinin hepsi de seçimlerin ertelenmesine yönelikti. Daha sonra bu isteğini açıkça dile getirdi. Seçimlerin 15 Aralık’a ertelenmesini istedi. Gerekçesi 12 Aralık’ta yapılacak AB zirvesiydi. Bu öneriye başta Ecevit ve Sezer olmak üzere herkes çok şaşırdı. Çünkü Kopenhag zirvesinin 12 Aralıkta yapılacağı çok önceden biliniyordu.
İttifak çalışmaları bütün hızıyla sürerken Yüksek Seçim Kurulu AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan ile Konya bağımsız milletvekili adayı Necmettin Erbakan’ın adaylıklarını Anayasa’nın 76. maddesine dayanarak reddetti. AKP buna rağmen seçimlerin ertelenmesini istemediklerini açıkladı. Ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurarak bu kararın bozulmasını ve mahkemenin “ihtiyati tedbir” kararı almasını da istedi. Mahkeme bu istemi reddedince AK Parti büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.
Bütün bu gelişmeler küskünler hareketine yeniden ivme kazandırıyordu. Nitekim 23 Eylül günü SP Başkanvekili Mehmet Bekaroğlu ve YTP Grup Başkanvekili Oğuz Aygün bir grup milletvekili ile birlikte TBMM Başkanlığına başvurarak Meclis’in olağanüstü toplanmasını istediler. Gerekçeleri; barajın düşürülmesi, seçim kanununun değiştirilmesi, siyasi yasakların kaldırılması idi. Ama asıl amacın erken seçimin iptal edilmesi olduğunu herkes biliyordu. Milletvekilleri, yaz ortasında olağanüstü toplanarak aldıkları erken seçim kararını bu kez iptal ettirmek istiyordu.
Erken seçimi iptal etme girişimleri artık kurumsallaşmış bulunuyor. Saadet Partisi bu girişimlerde başı çektiğini, ANAP ve YTP de hareketi desteklediklerini resmen açıkladılar. Bunlara liste dışında kalan 400 milletvekilinin küskünlüğü de eklendiğinde, seçimin Ekim ayı içerisinde iptal edilme olasılığının yüksek olduğu görülüyor. Bütün bu yaşananlar, kararsız seçmenin neden hala açık ara önde olduğunu da açıklıyor.

Şirketlerden

TEN’iniz renklenecek
Ten İç Giyim, dünyanın en büyük iç giyim ve mayo fuarlarından Lyon İç Giyim Moda Fuarı’na katıldı. Dünya devleri ile aynı fuarda boy gösteren Ten, yeni koleksiyonlarıyla büyük beğeni topladı. 153 metrekare standı ile fuarın en büyük standına sahip olan Ten, Lyon İç Giyim Fuarı’nda, dünya moda trendlerini yakından izleyerek hazırladığı 2003 Ten ve Ten’in dünyaca ünlü markası X-Intima koleksiyonunu birbirinden ünlü mankenlerle tanıttı. Dünyanın otuz ülkesinden sipariş alan Ten, her geçen gün dünya pazarında yerini hızla büyüterek dünya markası olma yolunda emin adımlarla yürüyor.

Gima’dan taksit imkanı
Fiba Holding kuruluşlarından Gima ve Finansbank, perakende ve gıdada “Ne alırsanız alın, vade farksız 2 ya da 3 taksitle ödeyin” kampanyası başlattı.
Bu yıl kuruluşunun 46. yıldönümünü kutlayan Gima, Türkiye genelindeki 80’e yakın mağazasından yapılacak alışverişlerde, Cardfinans, Galaxy Card ve Finansbank kredi kart sahiplerine gerçekleştirecekleri her 50 milyon lira ve üzerindeki alışverişe 2, 120 milyon ve üzerindeki alışverişlere ise 3 taksit imkanı sunacak.
Kampanya için düzenlenen basın toplantısına, Gima Genel Müdürü Dengiz Pınar, Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ali Serhan Şahin, Finansbank Genel Müdürü Onur Umut, Genel Müdür Yardımcısı Bülent Özer konuşmacı olarak katıldı.
Gima’nın Genel Müdürü Dengiz Pınar halkın bu dönemde 3 taksit uygulamasına ihtiyacı olduğunu söyledi. Finansbank Genel Müdürü Onur Umut ise, 1999’da kendi türünde ilk olan taksitli alışveriş ve kredi kartı Galaxy Card’ı tüketicilere sunduklarını hatırlatarak, Galaxy Card’ın çok başarılı bir performans gösterdiğini anlattı. Umut, ancak sektörde başka gereksinimler üzerine Galaxy Card’ın tüm özelliklerini içeren ve artı olarak farklı özelliklere sahip olan Finansbank’la özdeşleşen Cardfinans’ı yarattıklarını belirtti.

Politikanın kitabını yazdı
Milletvekili Dr. Bayram Fırat Dayanıklı, ‘Siyaset Penceresinden’ adlı bir kitap yazarak, politikaya soyunanlara adadı. Dayanıklı’nın 20. ve 21.Dönem Tekirdağ Milletvekili olarak ortaya koyduğu görüşleri, çalışmaları ve düşüncelerini içeren kitapta önemli bilgiler yer alıyor.
Tekirdağ milletvekili Dr. Bayram Fırat Dayanıklı, kitabının temel amacının, bir milletvekili olarak, ülke sorunlarına objektif bir bakış açısı ortaya koymak ve siyaset anlayışına yerleşmesi gereken ‘hesap verme’ anlayışının bir ürünü olduğunu vurguluyor. Dayanıklı, özellikle ülkemizin yaşadığı son üç yıllık siyasi, ekonomik ve sosyal gelişmelere bir parlamenter gözüyle bakmaya ve bilgiye dayalı siyaset anlayışına katkı sağlamaya çalıştığını vurgularken, konu hakkında şu bilgileri verdi:
“Siyaset Penceresinden adlı kitabım, özellikle ülke sorunları ile uğraşan, siyasette yenilenmeyi anlayış değişikliğini arzulayan okuyuculara ve gençlere yönelik çeşitli araştırmaları içeren zengin bir eserdir.”
Öte yandan Dr. Bayram Fırat Dayanıklı, ayrıca çalışmalarını internet ortamında ‘www.dayanikli.com’ adresinde yayınladığını da açıkladı.

YEDİNCİ SAYFA

Demir ağla örüyorlar

Metro ve tramvay hatlarının gördüğü büyük ilgi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni de hareketlendirdi. Belediye şimdiye kadar kaplumbağa hızıyla sürdürülen raylı sistem çalışmalarını hızlandırdı. Vatandaşın memnuniyetinin sandıkta oya dönüşeceğini çok iyi bilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna 10 yeni hattaki çalışmaların yerel seçimlerin de yapılacağı 2004 yılına yetiştirilmesini istedi.
Ulaşım Daire Başkanı Rafet Bozdoğan, 60 kilometre uzunluğunda ve saatte 250 bin kişiyi taşıyacak olan 4 hattın Anadolu Yakası’nda, 6 hattın ise Avrupa Yakası’nda hizmete sokulacağını bildirdi.
Raylı sistem çalışmalarında 2003’ü atılım yılı olarak ilan ettiklerini söyleyen Bozdoğan, hatların 2004’te bitirileceğini söyledi.
Rafet Bozdoğan, Anadolu Yakası’ndaki Harem-Kartal ve Kadıköy-Bostancı ile Altıyol’da nostaljik tramvay hatlarına da en kısa sürede ilk kazmanın vurulacağını anlattı. Bu hatların da 2 yıl içinde hizmete açılacağını duyuran Rafet Bozdoğan, “Hatları, 2004 yılına kadar kısmen de olsa faaliyete geçireceğiz” diye konuştu. Bozdoğan, “İki yıl içinde hayata geçirilecek olan bütün hatlar ile birlikte mevcut olan sistemler de revize edilecek” dedi.
Bozdoğan, 40 kilometreden 100 kilometreye çıkarılacak olan hatları şöyle sıraladı:
1. Vezneciler-Sultançiftliği Tramvayı
2. Kadıköy-Fenerbahçe Nostaljik Tramvayı
3. Yenibosna-Havaalanı
4. Zeytinburnu-Bakırköy-Bağcılar Tramvayı
5. İncirli-Bakırköy Havaray
6. Aksaray-Yenikapı
7. Taksim-Yenikapı
Metrosu
8. Harem-Kartal Hafif
Metrosu
9. Kadıköy-Bostancı
10. Harem-Kadıköy

Yaşam devam ediyor

Trafik kazası sonucu geçen ay hayatlarını kaybeden tüp bebek uzmanı Op. Dr. Murat Taşdemir ve eşi Dr. Işık Taşdemir, gözyaşları arasında anıldılar.
Ölmeden birkaç gün önce Gazete BEŞİKTAŞ’a yazı yazan Dr. Taşdemir konu hakkında vatandaşları aydınlatmak istemişti. Yazısı yayınlanmadan hayata gözlerini kapatan Taşdemir ailesini bizde rahmetle anıyoruz.
Dr. Murat Taşdemir, “Dünyada gelecek vaat eden başarılı 10 genç bilim adamı” arasında gösteriliyordu.
Kazadan sonra yapılan cenaze töreninde de hüzünlü anlar yaşandı. Genç çiftin çocukları 11 yaşındaki Turkuaz ile 3 yaşındaki Tuna da katıldı. Törende Turkuaz, bir daha anne ve babasını göremeyecek olmanın verdiği acıyla tabutlarına sarılıp gözyaşı dökerken, olup bitenden habersiz Tuna ise dua okunurken oyun sanıp avuçlarını açtı.
Öte yandan genç çiftin kurucusu olduğu Etiler’deki Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi’nde bebek sahibi olan hastalar ve çocuklarının katılımıyla bir anma töreni gerçekleştirildi. Vefat eden Murat Taşdemir’in ablası Op. Dr. Seval Taşdemir, acılarına rağmen Op. Dr. Murat Keskin’le hastalarına hizmet vermeye devam edeceklerini açıkladı.
Törende Murat Taşdemir’in çocuk sahibi yaptığı aileleri temsilen seçilen dört hasta, duygu ve düşüncelerini ifade ettiler. Yapılan tören sonrasında Murat Taşdemir’in hastaları anı defterine duygularını yazdılar.

Op. Dr. Taşdemir’in Gazete BEŞİKTAŞ’a yazdığı son yazı
Vajinal enfeksiyonlara hangi mikroorganizmalar neden olur?
Mantarlar, bakteriler ve bazı parazitler vajinal enfeksiyonlara yol açabilir. Yakınmalar ortaya çıktığında hemen hekime başvurulursa muayene ve akıntı örneğinden yapılacak incelemeler ile enfeksiyona yol açan mikroorganizma tespit edilerek tedaviye başlanır.
Bakteriyel vajinozisin (bakterilerin yol açtığı vajinal enfeksiyonların) bulguları ve tedavisi nedir?
Bakteriyel vajinozis, üreme çağındaki kadınlarda cinsel aktivite ve vajinal duşların kullanımı ile vajinal florada meydana gelen değişikliklere bağlı olarak sık görülür. Vajinal asiditenin azalmasına yol açan bakteriler kötü kokulu akıntıya neden olur. Akıntıdan alınan örneklerden yapılan inceleme ile hastalığın tanısı konur ve antibiyotik tedavisi ile yakınmalar geçer. Bakteriyel vajinozis tedavi edilmezse ileride pelvik inflamatuvar hastalığına yol açarak infertilite ve dış gebeliğe neden olabilir. Gebelik sırasında geçirilen bakteriyel vajinozis tedavi edilmediğinde erken doğuma ve düşük ağırlıklı bebeklerin doğmasına yol açabilir.
Trikomonas vajinalis’in yol açtığı vajinal enfeksiyonların bulguları ve tedavisi nedir?
Trikomonas vajinalis adı verilen parazit hem erkek hem de kadınlarda genital enfeksiyonlara yol açar. Erkeklerde genellikle herhangi bir yakınmaya neden olmayan bu parazit kadınlarda kötü kokulu ve yeşil renkli akıntıya, idrar yaparken yanma, kaşıntı ve tahrişe yol açar. Bu enfeksiyon tespit edildiğinde mutlaka eşlerin beraber tedavi edilmesi gerekir. Cinsel ilişki sırasında kondom kullanılması enfeksiyonun bulaşma riskini azaltır.
Vajinal mantar enfeksiyonlarının bulguları ve tedavisi nedir?
Vajinitlerin en sık görülen nedeni mantar enfeksiyonlarıdır. Kadınların yüzde 75’i yaşamları boyunca en az bir defa mantar enfeksiyonu geçirir. Candida albicans olarak adlandırılan mantar vajinal florada yer alan mikroorganizmalardan biridir. Bu mantarlar kontrolsüz olarak çoğaldıklarında vajinal enfeksiyon ve yakınmalara yol açar. En sık görülen yakınma genital bölgede şiddetli kaşınma ve yanmadır. Beyaz peynirimsi bir akıntıya neden olan bu enfeksiyonun tanısı akıntı örneğinde mantarın görülmesi ile konur. Bu enfeksiyonlar antifungal krem, tablet veya vajinal ovüller (mantarlara etkili olan ilaçlar) ile tedavi edilebilir.
Hangi durumlarda mantar enfeksiyonları daha sık görülür?
Gebelik, antibiyotik tedavisi, menstruasyon (adet kanaması), cinsel ilişki, şeker hastalığı, çok dar ve sıkı iç çamaşırları giymek, vajinal duşlar bu enfeksiyonların görülme sıklığını artırır.

Kısa Kısa

Gürtuna raporu gördü dehşet içinde kaldı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ve Türkiye’deki ilgili kurumların katkılarıyla 2 yıldır ortaklaşa yürütülen bilimsel araştırma sayesinde İstanbul depremi ile ilgili bir fotoğraf ortaya çıktı. “Sismik-Mikro-Bölgeleme Dahil Afet Önleme/Azaltma Temel Planı” isimli raporu, açıklanmasından bir gün önce inceleyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna, o günden beri gözüne uyku girmediğini söyledi ve ekledi: Bu fotoğraf kaygı verici. Muhtemel bir depremin ağır sonuçlarını ortaya koyan bir fotoğraf…
Gürtuna’yı dehşete düşüren rapor, geçen ay Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenen seminerde açıklandı. Rapor, gözlemlenen veriler üzerine fay hattının iki şekilde kırılması ihtimali üzerinde duruyor. A senaryosuna göre Gölcük’ten Silivri’ye uzanan 119 kilometrelik hat kırılıyor, 7.5 şiddetinde deprem oluyor. C senaryosuna göre ise fay hattı Gölcük-Şarköy arasında (174 km.) tek parça kırılıp, 7.7 şiddetinde bir deprem oluyor. Depremin yıkım şiddeti ise 10’u buluyor. Denizden uzak bölgelerde bu oran azalıyor.

Seminer

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi’nde etkinlik

Sıradışı Yaşam Becerileri, Melih Arat yönetiminde: Seminer Konuları: Yaşamda ve işte sıradışı olmak, yaratıcılık teknikleri, bilgi toplumu (yeni yaşam düzeni), bilgi insanı (yeni çağın elbiseleri), hediyelerle öğrenmek ve yaratıcılığın kuralları, başarı teknolojisi (odaklanmak), kaliteyle rating yapmak, zamanı değil kendimizi yönetmek, sıradışı yazı yazmak, sıradışı konuşma becerileri. Cumartesi günleri 2’şer saat, toplam 3 ay süreli. Tanıtım Toplantısı: 03 Ekim 2002, Perşembe, saat: 19.00-20.00 arası (ücretsizdir, herkes katılabilir.) Seminer Başlangıcı: 05 Ekim 2002, Cumartesi, saat: 11.00-13.00 (Kayıt yaptıranlar katılabilir.) Aylık Ücret: Öğrenci 30 milyon, öğretmen/emekli ve 5 kişilik gruplar 45 milyon, diğer 60 milyon TL.
İletişim Psikolojisi, İbrahim Zeyd Gerçik yönetiminde: Seminer Konuları: Algılama, anlama, bilme, güven, aşk, sevgi, önyargılar, beden dili, dinleme, psikolojik savunma mekanizmaları, ben-biz dengesi, iletişim (sözsüz iletişim, iletişimde dikkat edilmesi gereken davranışlar… vb) iletişimi bozan faktörler ve grup psikolojisi, olumsuz iletişimin sonuçları (güvensizlik, korku ve kaygıları, öfke ve stres, çatışma yönetimi… vb.) Cumartesi günleri 3’er saat, toplam 3 ay süreli. Tanıtım Toplantısı: 10 Ekim 2002, Perşembe, saat: 19.00-20.00 (Ücretsizdir, herkes katılabilir.) Seminer Başlangıcı: 12 Ekim 2002, Cumartesi, saat: 14.00-17.00 (Kayıt yaptıranlar katılabilir.) Aylık Ücret: Öğrenci 30 milyon, öğretmen/emekli ve 5 kişilik gruplar 45 milyon, diğer 60 milyon TL.
Osmanlıca, Orhan Sakin yönetiminde: Seminer Konuları: Osmanlıca, alfabe ve okuma, Osmanlı arşivlerinde araştırma yöntemleri, arşivlerden yararlanma, arşivlerin tanıtımı, belge okuma ve değerlendirme esasları. Toplam 3 ay süreli, hafta içi salı ve cuma günleri birer saat veya hafta sonu cumartesi günleri ikişer saat. Aylık Ücret: 40 milyon, öğrenci 20 milyon TL.
Kişisel Gelişim-Hızlı Okuma, Mümin Sekman yönetiminde: Düşün, konuş, dinle (hitabet, etkili konuşma, beden dili ve ikna stratejileri). 12 saat süreli (2 gün). Toplam ücret 30 milyon, öğrenci 20 milyon TL. 26-27 Ekim 2002, saat: 11.00-17.00 arası.
Öğrenmeyi öğrenme ve konsantre okuma teknikleri. 12 saat süreli. 2 gün. Toplam 60 milyon TL. 16-17 Kasım 2002, saat: 11.00-17.00 arası.
Kişisel Ataleti Yenmek. Altı saat süreli. 1 gün. Toplam 25 milyon TL. 9 Kasım 2002, saat: 11.00-17.00 arası.
Hızlı Okuma. 12 saat süreli. 2 gün. Toplam 50 milyon TL. Saat: 11.00-17.00 arası.
Güzel Türkçe Konuşma ve Spikerlik, Enver Seyitoğlu yönetiminde: Seminer Konuları: Fonetik ve diksiyon, doğru, güzel ve etkin bir Türkçe, iletişimde motivasyon, kendini doğru ifade edebilme, beden dili, ikna metodları, sunuş teknikleri ve hitabet, doğru ve etkin bir ses tonu… vb. Haftada bir gün. Cumartesi günleri. Saat: 14.30-17.00 arası. Toplam 3 ay süreli. Aylık ücret 80 milyon TL.
Resim Çalışmaları, Ebü’lfez Ferecoğlu (Azerbaycanlı ressam) yönetiminde: Desen, pastel, yağlıboya, suluboya, kolaj. Haftada bir gün saat 12.00-17.00 arası. Hafta içi çarşamba veya cuma, hafta sonu cumartesi günleri. Aylık ücret 70 milyon TL
Çocuklar İçin Resim Çalışmaları, Nalan Atalay yönetiminde: Hafta içi ve hafta sonu. Haftada bir gün saat 12.00-17.00 arası. Aylık ücret 50 milyon TL.
Güzel Sanatlar Fakültelerine Hazırlık (Resim): Hafta içi veya hafta sonu. Saat: 13.00-17.00 arası. Aylık ücret 70 milyon TL.

Bilgi ve kayıt için : Basın Müzesi, Divanyolu Cad.
No: 84 Çemberlitaş / İstanbul
Tel: 0212. 513 84 58 – 511 08 75
Faks: 0212. 513 84 57

SEKİZİNCİ SAYFA

Sevdiğiniz işi yapın

UNO Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Can sektörde önemli bir imza… Can, bir ara Tansaş’ın yeniden yapılanmasında da rol almıştı. Ekmek denince akla ilk gelen marka UNO’da da birçok başarılı işe harç koyan İlhan Can “Uno son derece kuvvetli bir marka. Grubun aldığı karar gereği sermaye yapısını değiştirmek istiyoruz. Yoksa Uno kaybedilecek bir değer değildir. Hepimizin vicdanı sızlıyor. Ama strateji gereği, grup, konsantrasyonunu çok daha iyi bildiği işlere vermek istiyor. İçimiz kan ağlasa da Uno’ya müşteri arıyoruz. Benim gönlümde yatan uluslararası bir şirkete pazarlamak. Ama yabancı bir firma Türkiye’ye ilk defa geliyorsa kısa süreli yardım amacı ile de ortaklık önerirse ona da sıcak bakabiliriz” diyor. Şu sıralar başını kaşıyacak zamanı olmasa da İlhan Can, bizi kırmadı ve Gazete BEŞİKTAŞ okuyucularıyla deneyimlerini paylaştı. Özellikle gençlere mesaj veren Can “Gençler pırıl pırıl insanlardır. Onları çok seviyorum. Başarılarında katkım oluyorsa ne mutlu bana” diyor.
Öğrencileri
yetiştiriyoruz
Yaz dönemlerinde mezuniyetine bir sene kalan, ya da o sene mezun olabilecek öğrencileri şirkete alıyorum. Şirket içerisinde oryantasyon yaptırıyorum. On beşer gün arayla şirketin bütün departmanlarında çalıştırıyorum onları… Sekreterlikten pazarlama sorumluluğuna kadar tüm departmanları gezdiriyorum. Buradaki en büyük amacım, onların bir şirketin hangi temalardan ve departmanlardan oluştuğunu öğrenmeleridir. Sonra arkadaşları toplayıp, “Şimdi gidin okuldan sonra ne yapacağınıza karar verin” diyorum. Bunu yaşayarak öğrenmek gerekiyor.
Hangi işi
seveceğinize
karar verin
Ben çalışma hayatımda birbirinden değişik ve çok alakasız işler yaptım. Herşeyi denedikten sonra neyi seveceğimi gördüm. Ardından da başarı geldi. Hayatta hiçbir dönemde terfi edeceğim diye çalışmadım. Verilen işi en iyi şekilde yaptığım için terfi geldi. Ben şu olacağım diye hedeflerimi hep bir basamağın üzerine koydum. Şu andaki jenerasyon öyle değil. 25 yaşında birisi geliyor, ‘ben 5 sene içinde veya 30 yaşında genel müdür olmak istiyorum. Ne yapmam lazım?’ diyor. “Sen olamazsın, bu hevesten vazgeç” diyorum.
Merdivenleri
ağır ağır çıkın
Bir eğitim seminerinde güzel bir şey söylemişlerdi bana… Merdiven üç basamaklı da olsa, iki basamağı çıkınca arkana bir bak. Birinci basamaktan sağlam geldiysen, ikincide de sağlam duruyorsan, üçüncüye o zaman heveslen. Koşarak çıkanlar koşarak iniyor. Sindire sindire çıkıyorsan, sindiğin yerde kalıyorsun. Bu çok güzel bir stratejiydi. Bunu hedefledim.
Talimat
yağdırmayın
Amerikalı profesör bir ders verdi. Ekibinize yöneticilik yapmayın yönetin demişti. Yöneticilik yaparsanız masanıza oturursunuz herkese talimat yağdırırsınız. Yönetecekseniz onunla kolkola problemlerini çözersiniz. Masaları kaldırın diyordu. Onlara yakın olduğunuzu hissettirin. Sıkışık olduğu anlarda yanında olduğunuzu bilmeleri için ekibinizle beraber piyasada yönetmenin yollarını arayın diyordu. Bunları uygulamaya çalışıyorum.
İş için
karış karış gezerim
50 yaşındayım hala Anadolu’yu geziyorum. Bu işi öğrenmek için. Oradaki insanlarla bir şeyler paylaşmak için. Her gittiğimizde bir şey öğreniyoruz ve bir şey öğretiyoruz. Biz de ise ayak ayak üstüne atıp dinliyorlar ve sadece öğretiyorlar. Kendilerine göre her şeyi biliyorlar. Ben 60 yaşında çok tanınan bir şahısla görüştüm. “Nasıl çocukla çocuk, büyükle büyük oluyorsunuz” dedim. Ben “herkesten bir şey öğreniyorum hem de öğretiyorum” dedi. Bu nedenle hem eski kuşağı hem yeni kuşağı yakaladım dedi. Onun için dinamik ve üretkenim ve de çok eleştiri kabul ediyorum dedi. Çünkü kuşağı yakalayamazsanız eleştiriyi yiyorsunuz. 7 yaşındaki çocuğun da eleştirisini almalısınız. Biz de o yok.
Ahkam kesmeyi bırakın
Biz oturup ahkam kesiyoruz. Ne olacak Türkiye’nin hali diyoruz. Hükümetleri deviriyoruz. Yeni kanunlar çıkarıyoruz. İnsanlar biraz da sorumluluk taşıması gerekiyor. Konuşan Türkiye tamam, ama sonuç alacaksak konuşalım. Boş zamanı olanlar çok konuşuyor. Diğerlerinin motivasyonunu bozuyor. Sen üretken biriysen konuşmaya hakkın var. Ben hayatımda hiç kahveye gitmedim. Zamanımı hiç boşa harcayamam.

Venge Restaurant

4. Levent’te, yükselen gökdelenlerin arasında bir bahçeye sığınıp yeşilliklerin arasında yemek yemenin tadına varmak isterseniz Venge sizi bekliyor. Fransız kültürüyle Türk kültürünün harmanlandığı Venge’de, dekorasyon Fransız kültürüne göre döşense de yemekleri, Türk mutfağının vazgeçilmezi kebaplardan oluşuyor.
Venge’nin mönüsünde Adana, Urfa, çöp şiş, döner gibi kebapçı yemekleri bulunuyor. Ancak burası bilinen kebapçı konseptinin dışında. Kebaplar nezih bir Fransız Restaurantı havasında yeniliyor. Ayrıca Venge dönerinin diğer kebapçılardakine karşın farklı lezzette olduğuna dikkat çekiliyor. Farkı yapılışı ve sosunda saklı… Dönere çok talep geldiğini ve hatta sadece döner yemeye gelen müşterilerinin bulunduğu söyleniyor.
Venge’de patlıcan salatası, şakşuka, humus, çiğköfte gibi bilinen mezelerin yanında meşhur Venge Kebabı da ağızlara layık. Venge Kebabı, közde patlıcan, domates ve biberin yağda kavrularak isteğe göre üstüne Adana, Urfa gibi kebap çeşitlerinden biriyle servis edilmesi olarak tarif ediliyor.
Venge, Güney Afrika’da bir ağaç isminden esinlenerek konulmuş. Venge’nin Halkla İlişkiler Müdiresi Dilek Terzioğlu, “Venge için isim araştırdığımız sırada dekorasyon venge ağacından yapılıyordu. Tüm dekorasyon venge ağacından yapılınca mekan isminin de venge olmasını kararlaştırdık.” diyor.
Venge’nin hedef kitlesi kadınlar ve çocuklardan oluşuyor. Venge, genellikle hafta sonları çocuklu ailelerin tercih ettiği bir mekan niteliğini taşıyor. Bunun sebebi de çocuklara özel menülerin yapılması ve her gelen çocuğa hediyeler verilmesi. Her çocuğa özel hediyeler seçtiğini belirten Terzioğlu, “Çocukların masada oyalanabileceği boya kalemi, kitabı gibi şeyleri tercih ediyorum. Bir buçuk senedir çocuk müşteri kitlem o kadar belirlendi ki gelen her çocuğa aynı hediyeleri veremeyeceğim için hediye seçimlerinde kişiye özel seçimler yapmaya başladım. Dolayısıyla çocuklar buraya daha çok gelmek istiyor. Zehra bile buranın müdavimi oldu. Geldiğinde çok keyifli vakit geçiriyor.” diye konuşuyor.
Venge’nin, gün içinde daha çok akşamları tercih edildiğini belirten Terzioğlu, “Özellikle bahçemiz akşamları vaha gibi. Bahçemizi kiraz, elma, armut, ceviz ağacı gibi meyve ağaçlarıyla donattık. Mum ışıkları ve fenerlerle ışıklandırma yapıyoruz. Sabancı Kulelerinin lazer gösterisi de bahçeye vurduğunda çok hoş bir ortam doğuyor. Konuklarımız çok zevk aldıklarını söylüyorlar.” diyor. Terzioğlu müşterilerinin memnuniyeti sağlandığı için burada ortamın da etkisiyle yemek saatinin uzadığını söylüyor. Venge gündüz ise, iş yemeklerinin yendiği bir mekan olarak kullanılıyor. Bahçesi 280 kişi, kışlık mekanı da 180 kişi alıyor.
Dilek Terzioğlu, Venge’nin hedef kitlesinin oturduğunu artık belli bir müşteri kesimine hizmet ettiklerini söylüyor. Buradaki amaçlarına ulaştıklarını ve
2002 sonuna kadar bir şube daha açmayı düşündüklerini de ekliyor.
Venge, bu yaz Laila’da yazlık mekan olarak hizmet vermiş. Terzioğlu, Bizim girmemizle Laila’ya renk geldi. Venge’nin hedef kitlesi Laila’ya taşınmış oldu. Kalitemizden ödün vermeden Laila’da devam ettik.”diyor.
Terzioğlu, Venge’nin hizmet anlayışını şöyle anlatıyor:
“Müşteri değil de daha çok evimde misafir ağırlıyorum gibi. Bunda ekibin de çok büyük etkisi var. Personelle aile ortamında gibiyiz. Medeni bir ortam yaratıldı. Açıldığından beri süregelen bir ekibimiz var. Bir kişinin gitmesi bile hizmetin bölünmesi anlamına gelir. Kaliteden ve hizmetten asla ödün vermeyiz.”

Trikoda iddialı bir marka: Vedi

Trikoda modaya yön veren Vedi, romantizmi içinde barındıran sonbahar-kış koleksiyonu ile her zaman zarif, şık, çekici ve güzel olmak isteyen bayanlara alternatifler sunuyor. Sonbahar-kış koleksiyonunda zerafeti ve rahatlığı ön plana çıkaran modelleri ile Vedi, aynı zamanda seksapeliteyi masumiyetle beraber vurguluyor. Ayrıca büyük beden bayanlar için de çok özel bir koleksiyon hazırlayan, bayanlara 36 bedenden 54 bedene kadar çok farklı beden seçenekleri sunan Vedi, büyük beden bayanlar tarafından da büyük beğeni topluyor. Büyük beden modellerinde şık, modern ve farklı çizgileri dikkatleri üzerine çeken Vedi, koleksiyonlarnda tavşan kürkler, çiçek motifler, kemerler, deri işlemeler, dumanlı renkler kullanarak trikoda yeni bir tarz yaratyor. Vedi’de zevkinize göre mutlaka aradığınızı bulacaksınız.
Müşteri danışma hattı: 0212. 291 40 51

DOKUZUNCU SAYFA

Ortaköy Ekim’de de güzel

Kış mevsimi geliyor, Ortaköy’ün çehresi yağmurla karışık ayaza vuracak gibi. Deniz manzarasını içine çeken semt, hafta sonu tıka basa dolu kahvehaneleriyle yine hareketli. Bazen sıcak bir çay, sakin bir ortam her yaştan insanı çeken bir düşünce. Kimine göre, güvercinlerle eğleşilecek bir vakit… Çocukların ise, ara sokaklarında koşuşturup anne ve babaların dinlendiği çocukların eğlence yeri, parkı. Koca gövdeli ağaçlarına yaslanıp sohbet edenlerin varlığı, hava ayaza vursa da bir başka kılıyor Ortaköy’ü. Gençlerin, çiftlerin, ailelerin, yaşlıların buluştuğu bir sığınca gibi. Tartışılmaz deniz manzarası eşliğinde Ortaköy ve insanı. Her yaştan insan özellikle hafta sonu Ortaköy’ü ziyaret ediyor. İster sahil şeridi boyunca dizilen kahvelerden birine oturup keyifle çayınızı için ister çayınız banka gelsin, siz yine seyri sefere devam edin.
Ne Var Ne Yok
Ortaköy’de kış mevsiminde ne yaparız, diye aklınızdan geçiyorsa semtin deniz manzarasını ayaklarınızın altına getiren yerleriyle de gününüzü renk katmanız zor değil. Ortaköy semtinde bildik sıralı dükkanlarında ağzının tatlandırabilin, semt denilince akla gelen, nam salmış gözleme ve kumpircilerine uğrayabilirsiniz. Ortaköy’ün en hareketli sokağı Yelkovan’dan geçiyorsanız, Andon Bar’a uğrayıp bilardo keyfine varabilirsiniz. Ortaköy’ün ahşap binasının penceresinden manzarayı izlemeye ne dersiniz? Vapur iskelesi sokakta böyle bir yer var. Ahşap bir binada hizmet veren yerin adı, Bemol. Öğleden sonraları için cazip ve dinlendirici bir mekan.
Damak tadınıza düşkünseniz, Akdeniz ve İtalyan mutfağını sevenler için Byzas Cafe yolunuzu çevirebilirsiniz. Meksika yemeği için sabırsızlanıyorsanız, iskele caddesinde Cafe Caliente’ye uğrayın ama rezervasyon yaptırmayı unutmayın.
Ekim ayında Ortaköy’de sere serpe kahvaltı yapılmaz mı? Sabahın erken saatlerinde kalabalıklaşan semtte meydanda sarı – kahverengi cafe çaydanlıkta soluğu alabilirsiniz. Pizza Misto’da değişik bir çok pizza tadabilirsiniz. Mekan ara sokakta yer alıyor, Değirmen sokakta. Makarna yemek isterseniz birden, keyifle yiyebilirsiniz. Üstelik fiyatlar cazip…
Restoranın göbeğindeki çınar ağacından ismini alan Çınar Restoran da Ortaköy’ün tanınmış yerlerinden biridir. Meraklısına…
Dans, müzik, eğlence
Yazın terasta gelenlerini ağırlayan bir mekan, kış aylarında disko – bar olarak karşımıza çıkıyor. En popüler mekanlarından biri Muallim Naci Caddesi’ndeki Memo’s Bar. Aynı yerde Nyx adlı bar da eğlenmek için adreslerden biri. Ama hafta sonu kalabalık olmasına rağmen Ortaköy’de canlı müzik dinlemek isterseniz Sis Bar’a gidebilirsiniz. Biraz küçük olmasına rağmen Ortaköy sevenlerinin uğrak adreslerinden biri…

Alışveriş

Yağmurlu bir gündü

Yazdan kalma günler artık bitti. Yağmur, rüzgar her geçen gün kendini göstermeye başladı. Sokağa çıkarken önümüzdeki günlerde mutlaka şemsiyemizi yanımıza almaya başlayacağız veya üzerimize bir yağmurluk geçireceğiz. Firmalar bu sezon da birbirinden güzel yağmurluk modelleriyle tüketicinin karşısına çıkıyor. İşte bu modellerden birkaçı ve fiyat örnekleri…
Lc Waikiki’nin yağmurluklarında bu sezon siyahla birlikte lacivert ve kırmızı renkler de kullanılmış. Fermuarlı ve fleto cepli çeşitlerin bulunduğu yağmurluklar yüzde yüz naylon ve su geçirmez kumaşlardan, iç astarları ise pamuklu kumaşlardan üretilmiş.
Lc Waikiki kız 26-30 milyon lira
Lc Waikiki unisex 27-33 milyon lira
Nike’ın Clima fit teknolojisine sahip, su geçirmez yağmurlukları nefes alabilen kumaş özelliğiyle oldukça tercih ediliyor. Özellikle gece koşuları için kol, yaka ve etek kenarlarında reflektör özellikli yağmurluklar rüzgardan da koruyor.
Fiyatı: 120 milyon lira
Mavi Jeans’in kış koleksiyonunda yerini alan yağmurluklar yüzde 100 naylon kumaştan üretilmiş. Kırmızı, sarı, saks, lacivert ve siyah renkleri bulunan yağmurluklar oldukça spor bir görüntü veriyor.
Fiyatı: 40 milyon lira
Koton’da jean, peluş, sunideri, kadife ve gabardin gibi farklı kumaşların kullanıldığı modellerde kahverengi, siyah, lacivert, bej, gri, camel renkleri hakim.
Fiyatlar: 96-120 milyon lira
Morgan’ın 2003 kış kolaksiyonunda güderi trençkotlar bulunuyor. Değişik boylarda ve değişik renklerdeki trençkotlarda kruvaze ve belden kemerli model göze çarpanlar arasında…
Fiyatlar: 484-399 milyon lira
Mudo’nun koleksiyonunda yer alan siyah, lacivert, haki ve kahverengi pardösüler naylon, su kaydırma özelliği olan polyester karışımlı sentetikten kumaşlardan üretilerek, sizlerin beğenisine sunulmuş.
Yakası kürksüz 97.5 mil-yon lira. Yakası kürklü 195-225 milyon lira

BİLGİSAYAR
Yeni ürün

Creative MuVo

Teknoloji o kadar iler- lediki hızına yetiş- mek mümkün değil. Dünyanın en küçük mp3 çaları olan MuVO, Creative’den çıkan yepyeni bir ürün. MuVO iki minik parçadan oluşuyor ve hafızasında 64 mb’lık bir arşiv oluşturuyor.
Parçalardan birine yüklemek istediğiniz müzikleri veya sesleri kaydedip, diğer parçası ile birleştirip bir mp3 çalara dönüştürüyorsunuz. Kullanımı da oldukça basit.

Neverwinter Nights

Oyun Sword Coast’un en gelişmiş şehirlerinden biri olan Neverwinter’da başlıyor. Şehirde ‘Wailing Deathad’ı verilen salgın hastalıkla mücadele edilmektedir. Bunun için gönüllü kişiler Tyr tapınağındaki akademiye katılmaya çağrılmaktadır. Kısa süren bir eğitimin arkasından, tapınağın lideri Aribeth ile konuşuyorsunuz. Tam o anda nereden geldiği belli olmayan savaşçılar ve büyücüler tapınağa ışınlanıyor ve tedavi için gereken özel yaratıklar ortadan kaybolmuş. Bizim görevimizde şehre yayılan bu yaratıkları bulmak.
Oyunda ‘Aurora Toolset’ adlı editörü kullanarak tamamen kendi oyununuzu da yapabiliyorsunuz. Oyun ayrıca ilk defa Dungeon Master’lık yapabilme imkanı da sağlıyor. Müzikler, efektler ve grafikler de oldukça başarılı.

Pro Evolution Soccer

Öncelikle şunu söylemeden oyuna geçemeyeceğim: Oynarken gerçek bir maç izliyor havasına kapılıyorsunuz. Pro Evolution Soccer, Fifa’nın yanına yaklaşamayacak güzellikte bir futbol oyunu. Futbolcular tamamen sahada gördüğümüz kadar gerçekçi hazırlanmış. Oyunun en zevkli yanlarından biri de serbest vuruşlardan çok güzel goller kaydedebilmeniz. Kaleci ile karşı karşıya kaldığınız her pozisyonu da Fifa’da gibi gole çevirmeniz mümkün değil. Pro Evolution Soccer beş zorluk seviyesi var. Mesela birinci zorluktaki oyunda pas yaparak rahatlıkla gol atabiliyorsunuz. Ama iki, üç ve sonrası seviyelerde, oyuncularınıza yapılan pres ve baskı artıyor. Kaleciler yakın mesafeli topları kornere çıkarabiliyor ve bu da oyun skorunun gerçek bir maç sonucu gibi bitmesini sağlayabiliyor. Bazı oyuncuların yüzleri gerçek gibi. Bazı futbolcuların isimleri ise yanlış yazılmış. Yine de güzel bir oyun.

Astroloji

Bu ay alacağınız bir haber sizi rahatlatacak. Yakınlarınızın sorunlarıyla ilgilenmeniz gerekebilir. Karşılaştığınız olayları fazla büyütmeyin.
Bu ay karmaşık duygular içine girebilirsiniz. Sevdiğinize karşı anlayışlı davranın. Parasal konulara yönelik bazı sıkıntılarınız olabilir.
Arkadaşlarınızla birlikte yapacağınız projelerin ayrıntıları üzerinde çalışabilirsiniz. Şimdiye kadar farkına varmadığınız durumları görebilirsiniz.
Fatura ve evraklar konusunda tedbirli davranmanız gereken bir dönemdesiniz. İş arkadaşlarınızla aranızda çıkabilecek sorunları büyütmeyin.
Bu ay alacağınız bir habere duygusal tepkiler gösterebilirsiniz. Gereksiz harcamalardan kaçınmanız gerekiyor. Aslında şanslı dönemdesiniz.
Olabileceklerin üzerinde büyük istekler içine girebilirsiniz. Biraz makul olmaya çalışın. Enerji fazlanızı spor yaparak akıtabilirsiniz. Seyahate çıkabilirsiniz.
Bu ay alacağınız bir haberden etkileneceksiniz. Arkadaşlarınıza ve aile bireylerine yardımcı olacak, böylece iletişiminizi güçlendireceksiniz.
Bu ay duygularınızı harekete geçiren durumlar olabilir. Hanım arkadaş ve yakınlarınızın desteğini alacaksınız. Parasal konularda hızlı çalışmalısınız.
Bu ay beklediğiniz haberi alabilirsiniz. Kendinize olan güveniniz artıyor. yaşantınızda bazı değişiklikler yapabilirsiniz. Arkadaşlarınız sizi destekleyecek.
Kafanızı karıştıran bazı durumlar olsa bile moraliniz yükseliyor. Duygularınıza güvenebilirsiniz. Birden fazla konuyla ilgilenmek durumunda kalabilirsiniz.
Hayatınızın dönüm noktasında bulunduğunuzu düşünebilirsiniz. Duygularınız ve düşünceleriniz derinleşiyor. Ancak fazla derinleşmeyin.
Bu ay sakin ve kararlı davranabilirsiniz. Ancak içinizden yükselen farklı duygular sizi zorlayabilir. Harekete geçmek için motivasyona ihtiyacınız olabilir.

ONUNCU SAYFA

‘Ben katil değilim!’

O bir dönemlerin azimli, tuttuğunu koparan, hızlı politikacılarından… Politika kulvarında adeta yıldızlaştığı dönemde bir boru firmasından aldığı reklam filmiyle bir anda şöhret basamaklarını hızla tırmanan ünlü tiyatro sanatçısı Aykut Oray, başından geçen önemli olayları ve tüm hayat hikayesini, magazin müdürümüz Nilgün Özcan’a anlattı. Zevkle okuyacağınızı umduğumuz röportajımızı gelin hep birlikte okuyalım.
Üsküdar’da doğdum
1942 yılının Ekim ayında bir Salı gecesi saatler tam 22.30’u gösterirken Üsküdar’da dünyaya geldim. Üsküdar diyorum çünkü o yıllarda Üsküdar İstanbul’un dışında bir yer imiş. Şimdi ise İstanbul’un ilçelerinden biri. Nüfus kartımda doğum yeri olarak İstanbul değil, Üsküdar yazıyor. Memur bir ailenin çocuğuyum. İlkokula Buca’da başladım, Ödemiş’te bitirdim. Ortaokula Ödemiş’te başladım, Manisa’da bitirdim. 1957 yılında çok sevdiğim babamı kaybettim. Liseye Ödemiş’te başladım ve orada bitirdim. Böylece bir devlet memuru çocuğu olduğum herhalde anlaşılmıştır. Babam Afyon-Dinar, annem Muğla-Milas’lı bu durumda ben de Ege asıllıyım ama Türkiyeliyim demeyi çok seviyorum. Yüksek tahsilimi İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Ön Asya Dilleri ve Kültürleri Bölümü’nde yaptım.
Tiyatro üniversite yıllarında başladı
Üniversiteden mezun olduktan sonra Prof. Dr. Muhibbe Darga’nın teşvikleriyle doktoramı yaptım. Onun içinde doktora annem Prof. Dr. Muhibbe Darga diyorum. Gelelim tiyatro sevgisine. Bu sevgi üniversite yıllarımda başladı. İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği Gençlik Tiyatrosu’nda tiyatro sahnesine merhaba dedim. Yani okullu değil ama alaylıyım. Ustalarım arasında Sermet Çağan, Oğuz Aral, Erol Keskin, Seyit Mısırlı, Haldun Taner, Ulvi Uraz, Engin Cezzar, Münir Özkul, Toto Karaca… Ölenlere rahmet, geride kalanlara sağlık, esenlik diliyorum.
1976 yılında çok sevdiğim eşim 26 yıllık hayat arkadaşım Suhandan Oray ile evlendim. Bu mutlu evlilikten Umut ve Anıl adında iki güzel evlat sahibi oldum. Evlendikten bir müddet sonra tiyatroyu bıraktım. Bu sakın yanlış anlaşılmasın. Eşim konservatuar bölümü mezunu, onun ve benim turnelerimiz olduğu için evimizde bir türlü beraber oturamadığımız için tiyatroyu bıraktım. Hanımın baskısından değil.
Kendi işimi kurup battım
Tiyatroyu bıraktıktan sonra evimin geçimini sağlamak için önceleri bir özel şirkette işe başladım. Sonra kendi işimi kurdum. Bir nalbur dükkanı açıp ticarete atıldım ve sonunda sermayeyi kediye yükleyip battım, iflas ettim.
1988 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde meclis üyeliği yapıyordum. O yıllarda bir plastik boru firmasından reklam teklifi aldım. Tabi hemen kabul ettim işte o reklamdan sonra şansım açıldı ve akabinde Türkiye televizyonlarında milyonların yıllardır beğenerek izlediği “Bizimkiler” dizisinden “Katil” rölü için teklif geldi. Bende kabul ettim. Bizimkilerden sonra beni yolda gören adımla değil “Aaa! Katil bak” diyerek birbirlerine gösterir oldu. İlk önceleri yadırgadım ama artık “katil” sözcüğüne alıştım. Allah kimseyi katil yapmasın. Böylece çok sevdiğim oyunculuğa yeniden döndüm. Ve halen oyunculuğa devam ediyorum. Şimdiye kadar elliye yakın oyunda rol aldım. Şimdi bir özel televizyon kanalı için “Bizimkiler” dizisinin yeni bölümlerinin çekimlerine başladık.
Politikaya devam edeceğim
Oyunculuğun yanı sıra politika hayatıma da devam ediyorum. 1984 yılında SODEP’in kuruluşuna katıldım. Üsküdar ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Belediye Meclis üyesi olarak her zaman içinde olduğum politikada grup başkan vekilliği, grup sözcülüğü, İstanbul il yöneticiliği yaptım. Halen CHP Parti Meclis üyesiyim.

Program

Akatlar Kültür Merkezi
Ekim 2002

1 Ekim Salı
Betsi Yuhay Sergi Açılışı-Kokteyl Saat 17:00-20:00
2 Ekim Çarşamba
Tarkan Bulut Stand-up Show 21.00 – 23.00
5 Ekim Cumartesi
Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu
“Deniz Kızı ve Yıldız”
Saat 11.00-12.00
6 Ekim Pazar
Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu
“Deniz Kızı ve Yıldız”
Saat 11.00-12.00
8 Ekim Salı
Semih Sergen Tiy. Grubu
“İfritlerin Dansı”
Saat 21.00-23.00
9 Ekim Çarşamba
Mitos Gösteri Sanatları
“Karagöz Ahçılık Öğreniyor”
Saat 11.00-12.00
11 Ekim Cuma
Suphi Durmuşoğlu Sergi-Kokteyl Saat 16.00-19.00
Aysa Prodüksiyon Tiy. Top.
“Kadınlar Devleti”
Saat 21.00-23.00
12 Ekim Cumartesi
Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu
“Deniz Kızı ve Yıldız”
Saat 11.00-12.00
Semih Sergen Tiy. Grubu
“İfritlerin Dansı”
Saat 21.00-23.00
13 Ekim Pazar
Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu
“Deniz Kızı ve Yıldız”
Saat 11.00-12.00
Umudum Tiyatro
“Hayrola Karyola”
Saat 18.15- 20.15
14 Ekim Pazartesi
Esek
“3. Türden Yakın İlişkiler”
Saat 21.00-23.00
16 Ekim Çarşamba
Umudum Tiyatro
“Hayrola Karyola”
Saat 21.00-23.00
18 Ekim Cuma
Panaroma Çocuk Tiyatrosu
Saat 11.00-13.00
Aysa Prodüksiyon Tiy. Top.
“Kadınlar Devleti”
Saat 21.00-23.00
19 Ekim Cumartesi
Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu
“Deniz Kızı ve Yıldız”
Saat 11.00-12.00
Semih Sergen Tiy. Grubu
“İfritlerin Dansı”
Saat 21.00-23.00
20 Ekim Pazar
Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu
“Deniz Kızı ve Yıldız”
Saat 11.00-12.00
Umudum Tiyatro
“Hayrola Karyola”
Saat 18.15- 20.15
Semih Sergen Tiy. Grubu
“İfritlerin Dansı”
Saat 21.15-23.15
21 Ekim Pazartesi
Esek
“3. Türden Yakın İlişkiler”
Saat 21.00-23.00
22 Ekim Salı
Panaroma Çocuk Tiyatrosu
Saat 11.00-13.00
23 Ekim Çarşamba
Umudum Tiyatro
“Hayrola Karyola”
Saat 18.15- 20.15
25 Ekim Cuma
Aysa Prodüksiyon Tiy. Top.
“Kadınlar Devleti”
Saat 21.00-23.00
26 Ekim Cumartesi
Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu
“Deniz Kızı ve Yıldız”
Saat 11.00-12.00
Semih Sergen Tiy. Grubu
“İfritlerin Dansı”
Saat 21.00-23.00
27 Ekim Pazar
Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu
“Deniz Kızı ve Yıldız”
Saat 11.00-12.00
Umudum Tiyatro
“Hayrola Karyola”
Saat 18.15- 20.15
Semih Sergen Tiy. Grubu
“İfritlerin Dansı”
Saat 21.15-23.15
28 Ekim Pazartesi
Esek
“3. Türden Yakın İlişkiler”
Saat 21.00-23.00

Sinema

Kalbinin sesini dinle
Tom Hanks, Rita Wilson, Garry Goetzmam’ın yapımcılığını üstlendiği, yönetmenliğini Joel Zwick’ın yaptığı bu harika filmde, başlıca rolleri, Nia Vardalos, John Corbett, Lainie Kazan, Michael Constantine ve Joey Fatone oynuyor. “Kalbinin Sesini Dinle” de Dede efendinin şarkılarını dinleme imkanını bile bulacaksınız. Bir Yunanlı ailenin 30 yaşına gelmiş ve hala bekar olan tek kızları Toula (Nia Vardalos)’nın başından geçen olaylar, akıcı bir dille beyaz perdeye aktarılmış. Filmi izlerken sinema salonunda dans etmeye başlarsanız sakın saşırmayın. Film sizi başka dünyalara götürebilir.

Ölümcül deney
Senaryosunu ve yönetmenliğini Paul W.S.Anderson’un yaptığı Milla Jovovich, Michelle Rodriguez ve Eric Mabius’un başrollerinin paylaştığı “Ölümcül Deney” de bir biyomühendislik şirketi olan Umbrella Corporation tarafından idare edilen büyük yer altı araştırma merkezinde gizli bir deney yapılır, ancak bir hata sonucu ölümcül virüs hızla araştırma merkezine yayılmaya başlar. Virüsün yayılmasını önlemek için bilgisayar merkezin tüm giriş ve çıkışlarını kapatır ve merkezde çalışanlar diri diri ölüme mahküm edilir. Kan ve korku filmi severler gidebilir.

Öldüren kadın
Brıan De Palma’nın yazıp yönettiği, Antonio Banderas, Rebecca Romijn-Stamos ve Peter Coyote’nin başrollerini paylaştığı “Öldüren Kadın” filminin tamamı Fransa’da çekilmiş. Cannes Film Festivali’nde Regis Wargnier’in “Est-Ouest” filminin gösterimi sırasında gerçekleştirilen 5 milyon dolarlık mücevher hırsızlığını konu alan aksiyon sahneleriyle izleyenlerin nefeslerini kesen bu film kaçmaz. Macera tutkunları ve stresten korkmayanların soluk soluğa izleyecekleri ‘Öldüren Kadın’ adlı film daha şimdiden konuşulmaya başlandı.

Tarihte bu ay

Cumhuriyet’in ilanı
29 EKİM 1923
26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz sonucu, 30 Ağustos’ta düşmanın denize dökülmesi üzerine Türkiye kendi geleceği üzerinde söz sahibi olmuştu. Bundan sonra iş, gerekli anlaşmaların yapılmasına ve yeni idarenin kurulmasına kalıyordu. Başkomutanlık Meydan Savaşı’nın kazanılması üzerine 11 Ekim 1922’de Mudanya Mütarekesi imzalanarak savaşa son verildikten sonra barış anlaşmasının yapılması çalışmalarına başlandı. Artık hür ve bağımsız Türkiye’de yeni rejimi yürürlüğe koymak için hiçbir engel kalmamıştı. İlk hazırlıklar tamamlanarak 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi.
Paraşütle ilk atlayış
22 EKİM 1797
22 Ekim 1977’de Paris’te ilk atlama denemesini yapan Garnerin, bu iş için bir balona bağlı paraşüt kullanmıştı. Paraşütün altında da balonun sepetine benzeyen bir bölüm bulunuyordu. Garner’in önce 1000 metreye kadar yükseldikten sonra paraşütü balona bağlayan ipi kesti. Önce, kısa fakat hızlı bir düşme oldu; sonra düşüş yavaşladı ve sağ salim yumuşak bir iniş yaptı. Atlamayı takip eden binlerce kişi, böylece paraşütün ilk kullanılışını görmüş oldu.

ONBİRİNCİ SAYFA

Herşeyin başı denge

Işık Üniversitesi, geçtiğimiz gün işdünyası başta olmak üzere, bilim adamları ve gençlere yönelik çok önemli bir konferansa sahne oldu. Nobel ödülüne aday gösterilen Prof Plott,un konuşmaları ilgiyle izlendi. Yaptığı konuşmada ilginç sözler söyleyen ve “gözlemin yanısıra olaylar tekrar tekrar laboratuar ortamında “yaratılarak” piyasa işleyişi, bireysel ve toplumsal karar verme mekanizmaları, piyasalarda arz-talep (sunum-istem) dengesinin nasıl elde edildiğine ilişkin bilgiler elde edilebilir”olduğunu kaydeden Prof. Plott ana başlıklarla konuyu şöyle özetledi;
“Ekonominin her alanında deneysel uygulamalar yapmak mümkün, ve dengeyi, verimliliği sağlayacak kurumların oluşturulması için deney yapmak gerekli. Piyasa işleyişini kavramanın kilit noktası, kimin hangi bilgiyle piyasada bulunduğunu anlamaktır. İnsanlar piyasalara ilişkin bilgileri nasıl derlerler? Hangi unsurlar nasıl yorumlanır?….”Bilgi Derleme Sistemleri” ekonominin öncelikle araştırması gereken bir konudur ve deneysel ekonomi, günlük olarak karşılaşılan basit yada karmaşık ekonomik oluşumları bilgisayar yazılımları yoluyla tasarlayarak, denekler -ki bu denekler, sokaktaki sıradan insan, üst düzey yönetici yada öğrenci olabilir, vasıtasıyla bu konuyu da irdeler.”
Prof. Plott, bu konuda Hewlett Packhard için uygulanan tasarımdan sözetti ve bu firmanın piyasaya yeni süreceği bir yazıcının 3 ay sonraki fiyatının ne olabileceği ile ilgili deneysel çalışmanın bu fiyata en yakın tahmini yaptığını, 19 kez yinelenen bu çalışmada deneysel yollarla elde edilen tahminlerin yapılan diğer tüm tahminlerden çok daha isabetli olduğunu vurguladı.
Prof. Plott, piyasalarda alım-satım işlemleri sırasında, alıcıların öngördükleri ve satıcıların istedikleri fiyatları, gerçek alım-satımın hangi fiyatlarda gerçekleştiğini, bu fiyatın ise teorinin öngördüğü denge noktalarından nasıl sapmalar gösterebileceğini incelediği deneylerde kaydedilmiş olan fiyatları, kendisinin tasarlamış olduğu görsel ve işitsel bir yazılımla sundu. Denge noktasının çok üzerinde seyreden alım- satımların, eninde sonunda denge noktasına geri döneceğini ve bir “market crash” (piyasa çöküşü) sinyallerinin nasıl kendisini belli ettiğinin bir demonstrasyonunu yaptı.
Öteyandan Prof. Plott, en fazla artı değeri üretecek ihale mekanizmasının hangi durumlarda nasıl tasarlanabileceğinden de sözetti. İhale kurallarına insanların verdikleri tepkiler incelenerek, en “verimli” mekanizmanın nasıl tasarlanabileceğini de anlattı.
Günümüzde deneysel ekonomi, pazarlık, ihale mekanizmaları, kamu malı oluşturulması, koordinasyon ve dengenin sağlanması, piyasa oluşumlarında farklı kuralları etkisi gibi konularda çok geniş bir literatüre sahiptir” diyen Işık Üniversitesi Röktörü Prof.Dr. Sıddık Yarman konu hakkında şu özet bilgiyi verdi; Ekonomi karmaşık ve doğal olarak gelişen sistemlerle ilgili bir bilim olduğu için uzun yıllar boyunca labaratuvar deneylerinin ekonomistlerle ilgisi olmadığı düşünülmüştür. Oysa bugün, deneysel ekonomi, ekonomik araştırmalarda kullanılan yetkin bir araç durumundadır. Bu değişimin ilk adımı, bireysel karar verme davranışları hakkındaki çalışmalarla atılmıştır. Mikroekonomik teoriler “bireysel tercihlere” bağlı olarak geliştirildikleri ve bu tercihlerin doğal ortamda izlenmelerinin güçlüğü nedeniyle ekonomistler, varsayılan bireysel davranışların gerçek davranışlarla ne kadar örtüştüğünü görmek amacıyla deneyler tasarlamaya başlamışlardır. “von Neumann” ve “Morgenstein”ın 1944’te yayınlanan “Theory of Games and Economic Behavior” adlı kitabı deneylere olan ilgiyi arttırmış, bireysel tercihlerin birbirleriyle olan etkileşimleriyle ilgili deneylerde, “oyun teorisinin” öngördüğü davranış biçimlerinin “oyunun kuralları” ile nasıl biçimlendiği incelenmiştir.”

Gençler IT’ye yöneldi

Enformasyon teknolojileri (IT) uzmanlarına talep yağıyor. Yapılan bir incelemeye göre sadece 2000 yılında, “IT Uzmanı Aranıyor” başlıklı ilanlar, tüm gazete ilanlarının yüzde 33’ünü oluşturdu.
Işık Üniversitesi Enformasyon Teknolojileri Bölümü öğretim üyesi Yardımcı Doçent Doktor Cem Ülger’in verdiği bilgiye göre, 2002 yılında, bilimsel yöntemlerle yapılmış bir araştırmaya göre dünyanın her yerinde, IT elemanlarına talep artıyor. Avrupa’da 600 bin kişiye, ABD’de 778 bin kişiye, Türkiye’de ise 150 bin kişiye ihtiyaç var. Enformasyon Teknolojileri, Bilgisayar Mühendisliği ise İşletme’yi birleştiriyor. Bilgisayar Mühendisliği içinde çok teorik derslerin kaldırılıp, yerine işletmenin temel derslerinin konulduğu bir eğitim programına sahip.
İş hayatı “bilgisayar mühendisliği” ile “işletmenin” bu sentezini gerekli kılıyor ve bilgisayar mühendislerinin firma ile ilgili kararlarda eksik kalması bu açığı gündeme getiriyor. İşletmeler bilgileri sadece bilgisayar mühendisliği ile sınırlı eleman istemiyorlar, aynı elemanın hem bilgisayar konusuna heme de işletme konusuna hem de konusuna hakim olmasını istiyorlarb
Enformasyon teknolojisinde uzman olan birinin bu eğitimi bilgisayar mühendisliği üzerine işletme eğitimi olarak alması altı yıl gerektiriyor. IT öğrencileri dört yıllık eğitimleri boyunca yüzde 70 oranında Bilgisayar Mühendisliği ve yüzde 30 oranında işletme eğitimi alıyor.

Dişlerini Dentistanbul’a emanet ettiler

Beşiktaş Yönetimi, futbolcuların diş sağlığı konusunda Fulya’daki Dentistanbul Hastanesi ile anlaştı. Şu ana kadar Sinan Engin, Bayram ve Ronaldo kontrolden geçti. Başhekim Dr. Mehmet Ali Özer, “Diş sağlığı, bir sporcunun bütün fonksiyonlarını etkiler. Artık bundan sonra Beşiktaş’ta daha az sorun yaşanacağı aşikar” dedi. Bu arada diş ağrısı çeken, ancak korktuğu için hastaneye gidemeyen Sergen’i ikna turları sürüyor.
Öte yandan Beşiktaş’ın yıldız futbolcularından biri olan Amaral alt çenesinden dişiyle ilgili bir operasyon geçirdi. Bu futbolcunun geçtiğimiz ay içinde Dentistanbul Hastanesi’nde başarılı bir operasyon geçirdiği, ancak yapılan mini ameliyatın Amaral’ın ağız sağlığı ile ilgili olduğu ve futbolunu etkileyecek bir durum olmadığı açıklandı